|
Ceyhan:
20
Haziran 1925,
güzel Ceyhan uçağını gerçek sahiplerine göstermek, millî
havacılık yoluna açılan kurum yarışmasını şerefle
kazanan Ceyhan’lı kardeşlerimize Türk Hava Kurumu’nun
sevgi ve teşekkürlerini götürmek için uçuşa başladığımız
gündü.
Ankara’dan kalktığım zaman hazırlıklar eksiksiz
yapıldığı için durum normaldi, makinistim İrfan ile baş
başa kalmıştık. Hava güzel, motorumuzda tatlı bir ahenk
vardı. Yolumuz üzerinde rastlayacağımız halk topluluklarına
dökeceğimiz, kurumun sevgi ve teşekkürlerini yazan kartlarla
dolu çuvallar arasında yer bulamayan İrfan ayakta kalmış ve
bana sokulmuştu. Bu kartları geçtiğimiz her şehir, kasaba,
köy ve hatta tarlalarda çalışan halk topluluklarına
sunuyor, kurum kartlarını heyecanla kapışan vatan yavrularının
sevinçlerini seyretmeye doyum olmuyordu.
Türk havacılığının bu ilk gösterisi vatandaşların
ruhunda heyecan ve sevinç yaratıyordu. Çok alçak irtifadan uçarak
en küçük toplulukları bile bu kartlardan mahrum etmeyerek uçuyorduk.
Cemiyetimizin havacılık kalkınma davasında tek güveni bu
kuvvetti. Kaç köy halkını ziyaret ettik bilmiyorum, tam bir
buçuk saat sonra Konya üzerindeydik. Koca bir çuval kart,
Konya üzerinde suni bir bulut halinde yapraklanarak sokaklara
ve meydanlara yayılıyor, daha yer değmeden koşuşan halkımızın
ellerinde kalıyordu. Şehir üzerinde epey dolaştık, Hazreti
Mevlana’yı da havadan ziyaret ettikten sonra Konya hava
meydanına indik. Konya’da büyük bir bayram havası vardı,
halk akın, akın hava meydanına koşmuş, derin bir gıpta ile
Ceyhan’ı seyre dalmışlardı. Vali, belediye başkanı,
garnizon komutanı ve çeşitli kurumların temsilcileri ve
bunlar arasında, ilk havacılarımızdan Mısır hava seyahati
kahramanı tayyareci Salim hocamız da bizleri karşılamışlardı.
vecsm203c
Konya’ya
iniş hatırası fotoğrafı. Ansaldo ‘Ceyhan’ tayyaresi önünde
Konya idarecileri, ortada bastonlu
zat ise ilk uçuş öğretmenlerimden muhterem tayyareci Salim (İLKUÇAN)
Bey
Ankara’ya
dönüşte namıma gönderilen bu kartın arkasında şu satırlar
vardı.
|
“Ceyhan
tayyaresi Konya’da. 20 Haziran 1925 Cumartesi Türk
Hava Kurumu’nun vatanperverliği
ve Türk milletinin bağrından doğan ilk tayyarenin
Konya’ya varışları anısı. Türkiye baş tayyarecisi
ve milletin göz bebeği olan Vecihi’miz ile makinist İrfan
Bey’e.”
Salim
|
Konyalılar
bizleri bırakmak istemiyorlar, ama bu günün programı
Adana’ya inmek, orada ikmal yaparak Ceyhan’a uçmak ve orada
da kalmayı gerektiriyordu.
Bu mecburiyeti muhterem halkımıza anlattıktan sonra
motorumuzu çalıştırdık ve meydandakileri selamlayarak uçuşa
başladık.
Rotamız Adana’ya uçuş yolunda rastladığımız halk
kitlelerine propaganda araçlarını bol, bol döktüğümüz için
yanımızdaki çuvallar hayli boşalmış, makinistim İrfan da
oturabilmişti. Rotamızın Toros’lara kadar uzanan bu kesiti
yüzlerce kilometre dümdüz kırçıl ova insanı adeta bunaltıyor.
Hiç değişmeyen bu manzaranın çizgileri ve renkleri hep aynı,
sanki havada duruyormuşuz gibi. Karaman, Ulukışla ve yolumuz
civarındaki bütün toplulukları aynı duygu ile selamlıyor,
kartlarımızı yayıyor, çok yakın uçuşlar yaparak
Ceyhan’ımızı gösteriyorduk.
Artık Toros’lara yaklaşıyorduk. O tarihte güzel
vatanımızın bu kesimi henüz ilkel halini muhafaza ediyor ama
tabiat güzellikleri, hele Pozantı’dan sonra Toros’ların zümrüt
kümeleriyle örtülü yamaçları, yalçın kayaları, bunları
yalayan zengin kaynaklardan fışkıran billur suların ışıldayan
köpükleri ve ulu çamların güzel kokuları inanılmaz bir
hayal gibi bizlere cennet hayatı hissi ve zevkini veriyordu.
Tabiat ve iklim değişiyor, bu yalçın kayalar bölgesini
3.000 metre yükseklikten aşarken tatlı bir serinlik zevkini
hissettiriyordu, daha ileride Gülek Boğazı yüzlerimizi okşayan
ılık bir hava! Sanki vatanımızın cennetine ulaşıyorduk.
Sonsuz ufuklara yayılan Akdeniz bu dekorun şahaneliğiydi. Şimdi
yemyeşil ovanın üzerindeyiz ve derin bir sükunet içinde
Adana’ya yaklaşıyoruz. Bu güzel altın yurtta, yakıcı güneş
altında işini bırakıp uçağı görmek için meydana koşan
Adana halkının heyecanını havadan seyrederken şehrin üzerinde
dolaşıp Adanalıları yürekten selamlayarak meydana indik. Başta
vali ve bütün üst kademe zevatın hazır bulunduğu bu halk
topluluğu Ceyhan’ı alkışlıyor ve güzel kuşu severken
biraz da üzülüyorlardı. Ve de haklıydılar. Adana bir il
merkezi ve Türkiye’nin en zengin bölgesi, Ceyhan ise bu ilin
bir kasabası olduğu halde havacılık davasında maratonu aşan,
şeref madalyasını hak eden Ceyhan halkı olmuştu. Kurum hakkında
ilgililerle konuşurken İrfan da tayyarenin yakıtını ikmal
ve bakımını tamamlamış ve Halk Partisi bölge müfettişi
Dr. Fazıl Berki’yi de olarak Ceyhan’a uçmuştuk.
|
IMG_1106sm
|
İmg1106-1107
CEYHAN TAYYARESİ SEMAMIZDA
ADANA
20 HAZİRAN 1925
Dün Ceyhan’ın göklerimizi süslemesi, yüreklerimizi
sevindirdi. Türk filolarının bu ilk müjdecisi bütün
Türk Ulusuna neşe ve gurur verdi.
Uçak Ankara’dan Adana’ya üç buçuk saatte
geldi. Adanalılar uçağa çok büyük bir önem
vermektedir. Uçağın seyahati hakkında Baş pilot
Vecihi Bey açıklamalarda bulunmuştur. Doktor Fazıl
Berki Bey uçağa binerek Ceyhan’a hareket etmişlerdir.
Dün saat 13.30 sıralarında Türkiye Baş Pilotu
Vecihi Bey’in yönetimindeki Ceyhan uçağı Adana üstünde
gelerek, bir
süre dolaştıktan sonra hava alanına inmiştir. Vali
Bey, Belediye Başkanı, Halk Partisi Müfettişi Fazıl
Berki Bey efendilerle bir kalabalık uçağı karşılamış
ve Vecihi Bey’in ellerini samimiyetle sıkmışlardır.
Uçak çok güzel bir sisteme sahip olup, sağ
kanadının altında “Ceyhan”, sol kanadının altında
“Tayyare” kelimeleri pek iri harflerle yazılmıştı.
Ceyhan uçağı ve seyahati hakkında Gazetemiz adına
bilgi vermesini rica ettiğimiz Vecihi Bey geniş açıklamalarda
bulundular. “Bu sabah Ankara’dan 07.30’da Ceyhan uçağı
ile Makinistim İrfan Bey’le beraber Ceyhan’a doğru
hareket ettik. Amacımız Hava Kurumu’nun değerli Adana
ve özellikle Ceyhan halkına saygı ve teşekkürlerimizi,
bağış yaparak aldıkları uçakla söylemek ve aynı
zamanda diğer şehirlerden Konya Ereğli’si ve |
|
Karaman’da Kurumun yine saygılarını
küçük toplantılarla arz etmekti. Bu gün Vatanın hava
savunma kuvvetine katılan sevgili Ceyhan uçağı 200
kilometre hızı olan ve 300 beygirlik Fiat motoru ile
donatılmış İtalyan ordusunun keşif uçaklarındandır.
Uçak büyük hareket yeteneğine ve iki makineli tüfek
takılabilecek donanıma, telsiz ve telgraf cihazına
sahip çok iyi bir keşif uçağı olup, bu uçağı
vatan ufkunda yükselten Ceyhan halkının yaptığı
bağışlardır. Bu sabah erken saatlerde hava temiz ve çok
açıktı. Sakin bir denizde yüzen küçük bir sandal
gibi büyük Konya Ovasını geçtik. Hava sakin ve güzeldi.
Bir saat 25 dakika sonra Konya’da uçak uzmanı Pilot
Binbaşı Salim Bey tarafından gösterilen meydana indik.
Meydanda eski hocamız Salim Bey, Vilayet ve Belediye adına
değerli kişi ve Hava Ku-
|
|

1106
nın devamı IMG_1107sm FOTOKOPİ 7 ceyhan tayyaresi semamızda
(adana)
|
rumu
Başkanı ve üyelerden bazı kişiler hazır
bulunuyorlardı. Burada küçük bir dinlenmeden sonra
10.15’de tekrar hareket ederek Adana doğru havalandık.
Yine hava saf ve güzel, aynı zamanda sıcaklık normal
hissedilmişti. Uçağımız Torosları geçmek için yükseliyor
ve devamlı tırmanıyordu. Güzel Konya Ovası üzerinde
beliren bu büyük tümsek veya tepeciklerin oluşturduğu
manzaralar bizin için oyalanma aracıydı. Büyük ovayı
geçtikten sonra 3.800 metrelik tepeleriyle, yalçın
kayalarıyla gözlerimizin önünde beliren Toroslara ulaştık.
Yüksek irtifaya ihtiyaç kalmamış ve 2.800 metre irtifa
ile büyük ve sarp vadileri aşmıştık. Bu sarp Toros
Dağlarından sonra görülen, güzel ve sevimli Adana’mızın
beyaz pamuklara benzeyen bulut buketleriyle örtülmüş
çok kıymetli ve ürün veren ovasıydı. Artık
seyahatimizin büyük kısmı bitmiş ve son 40
kilometrelik mesafe kalmıştı. Bunu da Kahyaoğlu İstasyonu
üzerinde bulutlardan sıyrılarak ve Adananın güzel
beldesi üzerinde havacıların hal ve hareketlerini göstermek
suretiyle tamamlarım. Bundan sonra her iş bitmiş,
gideceğimiz meydana inmek kalmıştı.
Hava alanının, Adana’nın yaklaşık olarak dört
kilometre kuzey doğusunda, tarım yapılmayan, terk
edilmiş bir arazide seçilmiş olması ve bu gün çok çalışan
halkın faaliyetlerini anmayı hatırlatmaktan onur duyarım.
|
|
Ceyhan uçağı ile küçük bir tur
yaptıktan sonra meydana indim. Makinistim de dinlenmeye
geçti. Burada daha samimi ve daha sevimli bir şekilde
karşılandık. Bu arada değerli Adana’nın yardımsever
halkı, başta Valisi olmak üzere küçüklü büyüklü
karşılamaya gelmişlerdi. Değerli Adana halkı ile yüz
yüze tebrik şerefine erişmem benim için en büyük
mutluluktur.
|
|

DSC01420asm fotokopi 22
|
FOTOKOPİ
22 BAŞLANGICI
CEYHAN TAYYARESİ ADANA SEMASINDA
CEYHAN’IN YARDIM ANITI ADANA ÜZERİNDE KÜÇÜK
BİR GÖSTERİDEN SONRA DÜN ALKIŞLARLA CEYHAN’A
HAREKET ETTİ.
Ceyhan uçağını baş pilot ünvanını alan
Vecihi Bey getirdiler. Uçak İtalyan Ordusunun kullandığı
son sistem bir keşif uçağıdır. Ceyhan Ankara’dan
iki saat 35 dakikada gelmiştir.
Dün saat tam 12.00’da Adana göklerinde Hava
Kurumu’nun ilk uçağı olan Ceyhan göründü. Başlar
bir anda gökyüzüne çevrildi. Herkes Ceyhan’ın yardımı
olan bu güzel uçağı özenerek ve takdirle
seyrediyordu. Yukarıda uçağın sesi, aşağıdan aralıksız
devam eden alkışlar ve yaşa sesleri birbirine karışıyor,
göğüsler gururla kabarıyordu. Uçak şehrin üzerinde
birkaç tur yaptıktan sonra, şehrin kuzey doğusundaki
önceden bildirilen koşu alanına başarıyla indi. Uçakta,
Ankara’daki son uçuşundan sonra Hava Kurumu tarafından
baş pilotluk ünvanı verilen ve Türk havacılığının
her zaman yüzünü ağartan Vecihi Bey ve makinist İrfan
Efendi vardı. Uçağın dün geleceğinden kimsenin
haberi olmadığı için meydanda büyük bir kalabalık
yoktu. Uçağı karşılayanlar arasında Vali Hilmi
Beyefendi, Belediye Başkanı Münif ve Halk Partisi
denetleyicisi Fazıl Berki, Kimyager Mustafa Rifat, Gülekli
Tevfik ve Kadri Bey zade Tevfik Beylerle, Savanlı Halil Ağa,
Manisalı Ali Bey ve diğer kişiler bulunmaktaydı.
Ceyhan uçağı dün Ankara’dan saat tam yedi
buçukta hareket ederek, Konya’da bir saat kaldıktan
sonra 12.05’de yani iki buçuk saatlik bir uçuş ve bir
saatlik dinlenmeden sonra şehrimize gelmiştir. Ceyhan uçağı,
Hava Kurumu Başkanı Cevad Abbas Beyden, Fazıl Berki
Beye bir teşekkür mektubu ile bir de fotoğraf getirmiştir.
Bu tarihi anıları buraya aynen kaydediyoruz. Fazıl
Berki Beyefendi, Adana’mızın kibar ve yardımsever çevresi
içinde yükselen ilk teşvik ve vatan severlik karşısında
kesilmeden çoğalan
bağışlar, kıymetli Adana’mızın vatansever halkını
teşekkür ve minnet
ile anmamıza neden olmuş ve bu sebeple birkaç gün
önce Kurum adına teşekkür etmek üzere Başkan Vekili
Muhittin Nami Beyefendi gönderilmiştir. Nami Bey konuşmasında
“bu gün henüz yardım yarışmasında öncülük
onurunu koruyan değerli halkımıza ve bunları teşvik
ve yol göstermede büyük özverilerde bulunan şahsınıza
bu kez de hava yoluyla sonsuz teşekkürlerimi arz eder ve
her zaman başarılı olma dileklerimi, saygı ve
sevgilerimi eklemek isterim” dedi.
|
|
IMG_1139sm
fotokopi 10a "birkaç devir yaptıktan sonra sahaya indim.
Adanada ne kadar kalacaksınız.
"
|
İmg1139-1140
ADANAYA İNİŞİN DEVAMI
20
HAZİRAN 1925.
Birkaç tur yaptıktan sonra alana indim. Adana’da ne
kadar kalacaksınız. Bu gün Fazıl Berki Beyefendi ile
birlikte saat dörtten sonra Ceyhan’a gideceğiz. Değerli
Ceyhanlılara ilk büyük yardım anıtı ve
vatanseverliklerini göstererek, Hava Kurumu’nun teşekkürlerinin
bildirilmesi, geceyi Ceyhan’da geçirdikten sonra
sabahleyin Adana’ya dönecek, ikindi üzeri bir uçuş
yaparak Yörekır, Hızırlı, Yörük, Mersin ve Tarsus
üzerinde dolaşarak Ceyhan’ın eserini göstereceğim.
Ertesi gün sabah Adana’dan hareket ederek Ankara’ya
gideceğim. Ceyhan uçağının özellikleri nedir? Ceyhan
uçağı İtalyan ordusunun bu gün keşif uçağı olarak
kullandığı ALSANDO A 300 tipinde bir uçaktır. Uçak
saatte en fazla 200 kilometre hıza sahip ve ekonomik hızda
755 kilometre menzile ulaşmaktadır. Uçağın dayanıklılık
oranı sekiz buçuk misli olduğu ve aynı zamanda büyük
manevra yeteneğine sahip olması nedeniyle de her türlü
savaş hareketi ve hava oyunlarında da dayanıklılığı
olan sağlam bir uçaktır.
|
|
|
|
1139
nin devamı IMG_1140sm
|
Pilotlarınızın
durumları hakkında bizi aydınlatır mısınız? Büyük
bir memnuniyetle Türk havacılığının ulusun övgülerini
aldığını ve büyük bir gelişme gösterdiğini söyleyebilirim.
Bu gün görülüyor ki herkes havacılığa karşı büyük
bir hayranlık duymaktadır. Ülkenin her tarafından
halk, kurulan bu kuruluşlara büyük özverilerde
bulunuyorlar. Bu kurumların başında bulunan değerli yöneticileri,
ülkenin hava savunmasını yeteri kadar temin etmiş ve
gelecekte Türk Havacılığını yükseltmeye azmetmişlerdir.
İşte
bu özelliği ile ülkede kurulan sivil havacılık, batı
ülkelerinde olduğu gibi büyük adımlarla gelişmeye doğru
yürümektedir. Bunun ilk meyvesi de Ceyhan uçağı ile
ilk kez Adana’ya yaptığım seyahattir. Vecihi
Bey’den ayrılırken bu alçak gönüllü pilotumuzdur.
Havacılık ne kadar güzel değil mi? Sabah kahvemi
Ankara’da içtim, kahvaltıyı Konya’da yaptım ve öğle
yemeğinde de güzel Adana’dayım. Akşam da Ceyhan’ın
ziyafetinde bulunacağım.
Uçakların savaştan başka yararları için
bundan daha iyi örnek olur mu? Muhabirimiz bir taraftan
yemek yiyen, diğer taraftan uçağının malzemesini sağlamakla
uğraşan Vecihi Bey’e verdikleri açıklamalardan dolayı
teşekkür ederek ayrılmıştır.
|
vec020asm
Ansaldo
A-300 “Ceyhan”
ve Ceyhanlılar 20 HAZİRAN 1925
Kuzeyden güneye yılankavi kıvrımlarla uzanan Ceyhan
Nehrinin sol sahiline yaslanmış küçük bir kasaba, etrafını
keşif insan topluluğu çevirmiş küçük bir meydan. Bu
durumu görünce derin, derin düşündüm. Yeşilliklere gömülmüş
bu kasabanın ne büyük duygulu cömert bir halkı varmış.
Dimağım bir an için durur gibi olmuştu. Düşünüyorum
10.000 Türk Lirası büyük bir servetti o zaman. 1925 yılında
liranın değil, kuruşun değeri vardı. Çünkü o tarihte bir
Türk altını 5-6 Türk Lirasından ibaretti. Hamiyet yarışını
kazanan Ceyhanlılar yurtseverlik ve feragat adına bende büyük
bir hayranlık yaratmışlardı. Bu duygu ile gözlerim yaşararak
şehir ve halkını ayrı, ayrı selamladıktan sonra inişe geçtim.
Küçük meydan gönlümün duyguları kadar genişledi ve
Ceyhan’ın yurduna inişine yetmişti bile.
|

ceyhan
tayyaresi ceyhan semalarında 25in7 devamı.
|
CEYHAN TAYYARESİ CEYHAN SEMALARINDA
21 HAZİRAN 1925
Ceyhanlılar Vecihi Bey’e ve arkadaşlarına
birer altın saat verdiler. Vecihi Bey heyecanlı birkaç
bayanla bazı kişileri Ceyhan semasında gezdirdi.
Ceyhan’ın eserinin karşısında heyecan içinde İstanbul
Milletvekili Ali Rıza Bey “Türkiye halkı yaşamak
hakkını kazanmıştır. Her fedakarlığı yapmaya hazırdır”
diyor.
Ceyhan’da 21 Haziran tarihinde yazı işleri
müdürümüzden Halk Partisi saymanı Çakaldereli Hasan
Ağa dün akşam havacılar onuruna çok güzel bir
ziyafet verdi. Ziyafete, İstanbul Milletvekili Ali Rıza,
Halk Partisi Müfettişi Fazıl Berki Bey’lerle Askeri
ve Mülki üst düzey görevliler ve halkın ileri
gelenleri katıldı. Ziyafet çok samimi idi. Vecihi Bey
havacılık anılarından ve uçakların büyük başarılarından
bahsettiler.
Bu sabah hava meydanında, uçuş denemeleri
yapıldı. Önce Vecihi Bey uçak ile taklalar attı.
Vecihi Bey’in bu başarılı oyunları halkın alkış
ve beğenisi ile karşılandı. Herkes büyük bir ilgi
ile kurumunun eseri olan uçaktaki başarısını alkışlıyordu.
Çakaldereli Hasan Ağanın oğlu Hüseyin Ağa, Hava
Kurumu Başkanı Müftü Hilmi, Muhammed Nuri Efendilerle,
Belediye Başkanı İbrahim Bey ve Naim Bey’in eşleri uçak
ile şehrin üzerinde dolaştılar.
İstanbul Milletvekili Ali Rıza Bey Hava
Meydanı’nda sevinçli bakışlarla Ceyhan’ın bu yardım
anıtını izliyordu. Adı geçene gelişmeleri sordum.
Cevap olarak: “Ceyhan uçağı gelir gelmez hemen gördüm.
Bunu Hava Kurumu için başarı kabul ederim. Bu kurumun
kurucuları arasında bulunmam nedeniyle, benim için de
bir şereftir. Türkiye halkı hür yaşamak hakkını
benimsemiştir. Hayat hakkının her türlü gereğini
elde etmek için bu gibi özverilerde bulunulmayı zorunlu
görmektedir” demiştir
HAVA KURUMU’NUN BİLDİRİSİNDEN
BAZI CÜMLELER
Hava Kurumu göklerin egemenliğini sağlayacaktır.
Uçaklar, vatanımızın havadaki bekçileridir. Göklerine
egemen olan uluslar kurtuluşuna da egemendir. Hava
Kurumu’na yardım, vatanımızı tehlikelerden
kurtaracaktır.
Çok kısa bir zamanda vatanımızın ufuklarında
uçaklarımızın büyük ölçüde uçuşlarını mutlaka
göreceksiniz ve bu sayede geleceğin güvenli durumunun
kazanılmasını sağlamış olacağız. Tevfik Coşkun
Bey uçağın havadaki çeşitli durumlarını fotoğrafla
tespit etti.
Ceyhanlılar pilot Vecihi ve arkadaşı İrfan
Beylere birer altın saat hediye ettiler. Uçak bu akşam
Adana’ya gelecek ve yarın Toros ve Mersin’e
gidecektir. Salı günü Ankara’ya dönecektir. Halk
sevimli dakikalar yaşıyor.
Havacılarımız geçtikleri yerlere Kurumun
bazı kağıtlarını dağıtmaktadırlar. Bunlarda şu cümleler
vardır.
1.
Hava Kurumu göklerin egemenliğini sağlayacaktır. Yardım
edelim.
2.
Uçaksız ordu köre benzer, atılır fakat zavallı göremez.
3.
Uçaklar ülkemiz göklerinin bekçileridir. Onları göz
nuru bilelim.
4.
Hava Kurumu büyük görevini benimsemiş, ulusun yardımını
bekliyor.
5.
Göklerine egemen olan uluslar, kurtuluşunda da egemendir.
Koşalım göklerimizi kurtaralım.
6.
Hava Kurumu’na yardım vatanımızı tehlikeden
kurtaracaktır.
|
|
DSC01409sm
ve
20a tercüme ceyhan tayyaresi ceyhanda
|
CEYHAN
TAYYARESİ CEYHAN SEMALARINDA
Güzel, yeşil bir meydan, bütün bunları şefkatli
göğsüne sarmış sayılamayacak kadar çok sevimli
bayraklarımız ne sevimli ve duygulu manzara arz
ediyordu. Uçağımızdan henüz inmemiştik. Halk bütün
istek ve duygusallık dolu bir heyecan ile sevimli yurtlarının
ismini taşıyan uçağın etrafını sardılar ve hazırladıkları
iki güzel kurbanı uçağın motoru altında kestiler.
Halk heyecanlı idi. Herkesin ayrı, ayrı sohbetleri, teşekkürlerine
bizlerin hürmet ve teşekkürlerimizi çok tatlı fakat göz
yaşları ile karşılık vermemiz heyecanlı anlar yaşatıyordu.
Önce Belediye Başkanı, çok heyecanlı ve coşkulu
nutuklarında, başta büyük Gazimize ve bütün devlet büyüklerine
ve sonra Hava Kurumu’nun faaliyetlerine, bu
faaliyetlerde emeği geçenlere, Başkanına ve büyüklerine
halkın duygusallığının tercümanı olarak teşekkürlerini
söylediler. Bundan sonra, Ceyhan Müftüsü ve Ceyhan
Hava Kurumu Başkanı değerli Hacı Halil Efendi tarafından
çok güzel bir nutuk verildi. Bu konuşmada da büyük ve
çok kıymetli cümlelerle teşekkür edildi ve Cumhuriyet
yönetiminin eski yönetimle karşılaştırılması yapıldı.
Bundan sonra Okul Müdürü İrfan Bey
de çok hararetli ve heyecanlı cümlelerle takdir
ve teşekkürlerini söylemiş ve bunu
pek değerli Fazıl Berki Bey Efendinin çok etkili
ve çok coşkulu konuşmaları izlemiştir.
Fazıl Berki Bey geliyordu. Makinistim ile beraber
havalandık. Bir çok hava hareketleri yaparak yine coşkulu
halkın yanına geldik. Bundan sonra bütün halkta uçmak
için bir heves ve istek vardı. Ancak, herkesi uçurmak mümkün
olmadığından, aralarından seçilen bir bayanla bir,
iki bey uçurulmuş ve yine öğleden sonra tekrar bir iki
bayan ve bey uçurulmuştur. Halkın tekrar hava
hareketlerini görmek konusunda gösterdiği istek üzerine
orada bulunanların içinden bir beyefendi ile tekrar bir
hareket uçuşu yapıldı. Bundan sonra çok samimi bir
veda ve teşekkürlerimize, Belediye Başkanının halkın
adına teşekkür konuşması ve makiniste hediye
ettikleri altın saat sözü işitildi ve görüldü.
Daha sonra Fazıl Bey Efendinin tekrar saygı ve teşekkürlerini
söylemesine ben de birkaç kelimeden oluşan samimi ve
duygusal selam ve teşekkürlerimi kapsayan küçük bir
anlatımla ile cevap verdim. Sevimli halkın samimi alkışları
arasında uçağımız yine Fazıl Berki Bey Efendi de
beraber yedi buçuk sıralarında hareket etti. Küçük
Ceyhan, sevimli Ceyhan’a ve halkına son teşekkürlerini
ve ayrılığını anlatan bir uçuştan sonra Adana’ya
yöneldi.
Uçak bu gün sabah sekizle dokuz arasında tekrar
Adana’da gösteri yapacak ve bazı kişileri uçurduktan
sonra Tarsus yönüne hareket edecektir. 21 HAZİRAN 1925
|
Çok samimi bir kabul ve güzel yurdumuz kadar sıcak bir
kucak bulmuştuk. Dört buçuk saat süren uçuştan sonra bu
insanlar arasında kendimi hiç uçmamış gibi hissediyordum.
Tanıştık, görüştük ve kahvelerimizi içtikten sonra
yeniden uçuşa başlamak istedim. Çünkü görüyor ve işitiyordum
ki, çocuk, kadın, erkek herkes kendi eserini elleriyle okşuyor,
dudakları ile öpüyor ve derin bir zevkle dinlediği uçuş
hikayelerinden sonra uçmak arzularını, uçuşa alışmış
kimseler gibi çekinmeden ortaya koyuyorlardı. Bu uçuşlar
bana tatlı bir uğraşı olmuştu. Her defasında iki, üç
vatandaşla havalanıyor, kasaba üzerinde birkaç tur yaparak
iniyorduk. Hava kararıncaya kadar süren bu uçuşlardan hiçbir
yorgunluk duymamıştım. Uçuşları durdurdum ve sevgili
Ceyhanlıların sevilen konukları olmuştuk. Yemekte ve
dinlenmede büyük kalabalık arasında toplantımızın tek
konusu havacılık ve uçuş hikayeleri olmuştu.
Ertesi gün daha sabahtan halk meydanı doldurmuştu,
halk arasında yeni bir bağış yarışması başlamıştı. Bu
coşkuya ben de katıldım, uçmak isteyen bir çok vatandaşa uçuş
zevkini tattırmak ve kurumumuzun şükranlarını yürekten
duyurmak azmi ile uçuşlara başladım. Bir çok uçuştan
sonra güzel bir gösteri uçuşu yapıp Ceyhanlıları
selamlayarak yine üç arkadaş tayyareye atladık ve Adana’ya
döndük.
vec129csm
Ceyhan
uçağı Adana’da 20-21 HAZİRAN 1925
Adana:
Bu güzel yurt parçasındayız.. Hava meydanı dünden
çok daha kalabalık. Hükümet, ordu ve her zümrenin şefleri
kaynaşan topluluğun safını tutmuşlar, Ceyhan’ı selamlıyorlardı.
Cazip figürleri andıran hareketlerle havada çizdiğim
helezonlardan sonra yere indim. Tayyareden atladığım zaman büyük
coşkuyla etrafımızı saran Adanalılar “Uçmak,
uçmak istiyoruz” diye
bağırıyorlardı. Buradaki heyecan da en az Ceyhan halkının
coşkusu kadar candan ve içten idi. Evet dün bu isteklerini
yerine getirememiştim, bu hak önce Ceyhanlılarındı. Şimdi
bu vatandaşlarımızın arzularını yerine getirmek
gerekiyordu.
Derhal makinistim İrfan’a işaret ederek motoru çalıştırmasını
söyledim. Uçak hazır, halk binmek için birbiriyle yarışıyor,
bu heyecanı sakinleştirmeye imkan yok. Uçtuk, uçtuk, uçtuk.
Öyle bir yoğunluk ki, isteklerin ardı arkası gelmiyordu.
Bu şahlanışı en güzel dile getiren değerli yazarımız
Akagündüz’ün Cumhuriyet Gazetesi’nde yayınlanan yazısının
burada tekrarını uygun buluyorum. Büyük Türk yazarı Akagündüz,
Türk duygusu, Türk kudreti ve Türk varlığı adıyla süslediği
bu değerli yazısında:
Geçen günkü hikaye
“Bu olay geçen gün olmuştur. Türkiye Baş
tayyarecimiz Vecihi Bey Ceyhan tayyaresi ile Adana’ya uğradığını
anlatırken not etmiştim.
Türk’ü tanımamanın, ahret gününden sonraya kadar
bile affedilmez bir günah olduğunu, Türk’ün (Eğer bir
kabahat ise bu) dostunu geç tanıdığını ve düşmanını
affetmesinin mertliğinin eseri olduğunu, bu dostunun da tek sözle
ifadesi mümkün ve yalnız uçak olduğunu yazıyor. Türk
denizcilik kudretine temas ederken merhum denizci Saffet
Bey’in dilinden naklen Türk denizcilerinin geçmişte
Filipin’e yardıma gidecek kadar varlıklar yaratmış hatıralarını
anıyor ve acaba bu dostu ile anlaşabilecek mi sorusunu yine
kendi karşılıyor.
-Evet şüphesiz başaracaktır.
Cumhuriyet Türkiye’si sazla, sözle maksadını savunmaz.
Cumhuriyet çocukları iş ve madde bilirler. Sivas, Sakarya,
Dumlupınar, Lozan ve nihayet Ceyhan uçağı gibi............-
Şimdi de bu soruyu daha kuvvetle karşılamak için
Türkiye kaptanı mütevazı bir Türk kaptanı olan Vecihi
anlatıyordu:
Adana’ya indim. Çehremin, uçağımın topladığı
buseler yedi tarihin şan ve şerefine kafi gelir. Çok uçtuğum
için biraz yorgundum. Üç bin metre yükseklikte ve fırtınalar
ortasında, mitralyöz mermileri ve topçu roketleri arasında
bu kadar değil zerresi kadar bile heyecan duymamıştım.
Erkeklerin naraları, kadınların sesleri, delikanlıların ve
kızların uçuş müsabakaları beni hislerimi kökünden sarstı.
Artık son bir veda uçuşu, akrobatik gösteri uçuşu yapıp
inecektim ve bu son cambazlık uçuşu olacağını da herkes
biliyordu.
İhtiyar
bir köylü yanıma sokuldu ve mahzun bir sesle “Evlat ben bir fakirim acaba ben de uçabilir miyim?” Bu
soruya karşı sarsıldım... Fakir mi? Kim fakir baba? Türk mü?
Acaba Türk’ten gani kim var? Onun aktıkça köpüren
damarlarını şişiren çok fazla kanı var. Onun verdikçe
yetiştiren, yetiştirdikçe daneler saçan tarlası var. Onun
metaneti, sabrı, yaratıcı çalışması, ölmeyen cesareti
var. Onun her şeyden üstün bir benliği var, buna zenginlik
demeyeceğiz de, ne diyeceğiz? Bir avuç madenle, bir tutam kağıda
mı? Hayır baba sen fakir değilsin, bu eser senin malındır. “Huzur
içinde uçabilirsin, buyur aslanım.”
Mahzun çehresinde kibar bir sevinç parladı, gülerek
uçağa bindi, havalandık, yükseldik. Önce hafif hareketlerle
halini araştırdım. Bu alçak gönüllü yolcum istediğim
kadar soğukkanlı ve neşeli. Ben baktıkça o da gülüyordu.
Huzur içinde daha yüksek hareketlere başladım. Dönüyor,
yuvarlanıyor, lupingler savuruyorduk. Bilmem kaç luping sonra,
toprak yerini semaya verdiği bir anda, yani ters uçuyorduk, döndüm
tekrar baktım.
Ne görsem beğenirsiniz üstat, hayır asla tahmin
edilemez. Ben diyeyim! Tabakasını çıkarmış, sigara saracağım
diye uğraşıyor, koca Türk.”
Akagündüz
|

IMG_1110sm FOTOKOPİ 6A
|
İmg
1110-1111 HİKAYE
GEÇEN
GÜNKÜ GERÇEK HİKAYE
BU
KEZ GEÇEN GÜN OLMUŞTUR. TÜRKİYE’NİN BAŞ PİLOTU
VECİHİ BEY,
CEYHAN
UÇAĞI İLE ADANA’YA UĞRADIĞINI ANLATIRKEN NOT ETTİM.
Türk’ü tanımayan düşmanları, yanlış ve eğri
büğrü tanıyan dostlara teşekkür ederim. Adem
Hazretlerinden başlayan Türk tarihinin içine gömülüp,
o nefesi aldıktan, o çağlayanlardan tas, tas içtikten,
o hayatı yaşadıktan ve Türk’ün Mehmet’i ve Kezbanı
ile konuştuktan sonra onu bilmemek....... İşte ahiret gününden
sonraya kadar bile af edilemeyecek günah.....
Ne yazık ki, dost bile olsa.
Türk’ün belki, hiç beklemem ya bir kabahatçığı
bulunabilir. Eğer bu mutlaka bir kabahat ise o da düşmanı
çabuk affetmek değil, dostunu geç tanımaktır
denilebilir. Türk düşmanını çabuk affedebilir, bu
bir mertlik eseridir. Madem ki, her düşmanını her
zaman, her yerde istediği zaman yok etmek kudretine
sahiptir. Yeter ki dostunu çabuk bilsin.
Bugün Türk’ün bir tek dostu yoktur. Bunu daha
açıklıkla söyleyebilmek için şöyle diyeyim: Bu gün
Türk’ün tüm dünyada bir tek dostu, gerçek dostu
vardır. Uçak.
|
|
|
|

1110 nun devamı IMG_1111sm FOTOKOPİ
6A DEVAMI vecihi bey ceyhan tayyaresi ile adanada
|
Türk, uçağın dostluğuna inandıkça, geleceğinin
tarihinde hiçbir düşman ismi söz konusu olamaz. Bize
çok defa: Geçmişe bakmayınız dediler. Siz denizci
olamazsınız. Halbuki, Türk geçmişte Filibine yardıma
gittiği gibi dün demir hisarı ve alemdarı ile hem dev
gibi, hem ufak düşmanlarını ezmişti. Merak
etmesinler, küçük kuvvetli donanmamızla yarın da
ezeceğiz. Önünüzde daha çok böyle seneler gelip geçecektir.Türk
uygarlığa, modernliğe henüz yetenekli değildir
derlerdi. Halbuki Türk bir tahtta 700 yıl başımıza ekşimiş
berbat bir saltanatı yıktı ve bir tekmede saltanatın
Arapça tanımlama değeri olan hilafeti söküp attı.
Hem nasıl pantolon paçasından çirkef lekesi çıkarmak
için çekilen zahmet kadar bir zahmet ve güçlüğe uğramadan.
Aynı Türk uygar ve çağdaş devrimi anlamamış ve
uygulamamış olsaydı Vahdettin’in Şeyh Sait’i ve
Seyit Abdülkadir’in entrikaları bir ay 8 gün içinde
param parça olur muydu.
O
Türk bu gün devrimlerden başarılı çıkan evladının
namlusuna çiçek takıyor, yarın inşallah o süngüleri,
içi hurafe ve irtica dolu kelimelerle süsleyeceğiz. Türk,
bilemeyiz ki havacılığı becerebilir mi?
|
|
|
|
Türk
dostuna dosttur, dost için bütün özverililiği yapar.
Madem ki bu gün Türk’ün dostu uçaktır, elbette
havacılığı en geniş en hayret edilecek ölçüde
becerecektir. Cumhuriyet Türkiye’si sözle ve sazla
savunmasını yapamaz. Cumhuriyet Türkiye’si
ve Türkiye’nin Cumhuriyet çocukları, iş ve
madde bilirler. Sivas, Sakarya, Dumlupınar, Lozan,
sonunda Ceyhan uçağı gibi....... İşte yukarıdaki
soruya da bu düzende bir cevap vermek için alçak gönüllü
Türk pilotu Vecihi anlatıyordu. “Adana’ya indim. Yüzümün
ve uçağın topladığı öpücükler tarihin şan ve şerefine
yeterli gelir. Çok uçtuğum için biraz yorgundum. 3.000
metre yüksekte ve fırtınaların ortasında, mitralyözlerin
arasında zerre kadar heyecan duymamıştım. Erkeklerin
gayreti, kadınların sesleri, delikanlıların, genç kızların
uçuş yarışmaları benim duygularımı kökünden sarstı......
Artık bir uçuş yapıp inecektim. Herkes biliyordu ki,
bu uçuşta bir birini takip eden üç takla atacaktım.
Birisi yanıma sokuldu. Çekingen bir sesle sordu. Ben
fakirim, binebilir miyim? Sarsıldım bu soruya karşı....
Fakir mi, kim fakir. Türk mü acaba? Türk’ten çok kim
var, onun aktıkça köpüren, köpürdükçe damarlarını
şişiren çok miktarda bir kanı var. Onun verdikçe yeşeren,
yeşerdikçe tane
veren
bir tarlası var. Onun dayanıklılığı, sabrı, kuvveti
ve cesareti var. Onun her şeyden üstün bir benliği
var. Buna zenginlik demeyeceğiz de ne diyeceğiz. Bir avuç
madenle bir tutam kağıda mı? Pek ala. İkisi de gökten
yağmaz. Bu karakterden, bu yetenekten meydana gelir.
Hayır arkadaşlar, senin de kayıtsız şartsız
bir hakkın var. Hem zerresine kadar diğerleriyle eşit
bir hakkın..... Bin bakayım. Çekingen çehresinde kibar
ve ciddi bir memnuniyet parladı. Bindi, kalktık,
havalandık. Uçtuk, dolaştık, yükseldik. Artık üç
takla, bir biri arkasına üç tehlikeli oyunla inecektik.
Birinci taklayı attık. Arkama bakamadım. Fakat çok
merak ediyordum. Hayatında belki ayakları bir karış
yerden kesilmeyen bu hemşehri ne yapıyor diye. İkinci
taklayı da attım. Hareketler hızlı olduğu için yine
bakamadım. Meraktan çatlayacaktım. Üçüncü taklayı
tam atarken baktım.... Ne gördüm bilir misiniz? Hayır
tahmin edemezsiniz. Hele düşününüz..... Söyleyeyim.
Koca Türk sigara saracağım diye uğraşıyor.”
| |