Gezegenlerin Kralı

Jüpiter

16 Uydusu vardır. 4'ü büyüktür ve Galileo uyduları olarak tanımlanırlar.
Diğer 12 uydu ise küçüktür.

Ganymede, Callisto, İo, Europa, Metis, Adrastea, Amalthea, Thebe, Leda,
Himalia, Lysithea, Alara, Ananke, Carme, Pasiphae, Sinope..

Jüpiter'in 63 doğal uydusu bilinmektedir. Galileo Galilei 1610 yılında kendi yaptığı basit teleskopla
Jüpiter'in en büyük 4 uydusu Io, Europa, Ganymede, ve Callisto'yu keşfederek ilk kez
Yerküreden başka bir gezegene ait uyduların varlığını göstermiştir.
Bu uydular sonradan Galilei uyduları olarak adlandırılmıştır. 1970'lere kadar bilinen
uydu şayisi 13 iken, Jüpiter'i ziyaret eden Voyager uzay araçları 3 yeni uydunun bulunmasına 
yardımcı olmuş, 2000 yılından bu yana yeryüzünden yapılan sistematik araştırmalarla, 
bu şayi kısa sürede artmıştır.
Güneş sisteminin en büyük gezegenidir.Güneşten uzaklığa göre 5. sırada yer alır.
Adini Roma tanrılarının en büyüğü Jüpiter'den alır. 
Büyük ölçüde hidrojen ve helyumdan oluşmakta ve gaz devleri sınıfına girmektedir.
Jüpiter gerek çap, gerekse kütle açısından güneş sistemindeki en büyük gezegendir.
Nispeten düşük olan yoğunluğu (suyun yoğunluğunun 1,33 kati), gezegenin akışkan yapısı ve
kendi çevresindeki dönüş hızının yüksekliği nedeniyle, Satürn kadar olmasa da ekvatorda
geniş, kutuplarda basık elipsoit görünüme sahiptir. Beyazlık derecesi (albedo) 0.52 olan
gezegen, böylece yüzeyine düsen güneş ışığının yarıdan fazlasını görünür
tayfta yansıtmaktadır. Ancak kızılötesi alandaki isinim ölçüldüğünde, Jüpiter'in Güneş'ten
aldığı enerjinin 2,3 kati kadarını dışarı yaydığı görülür. Bu nedenle gezegen, Güneş'e
olan uzaklığına göre hesaplanan 106 K' den (-167°C) çok daha yüksek bir etkin sıcaklığa
sahiptir ve 126 K (-147°C) sıcaklığında bir kara cisim gibi ışır. Jüpiter'in kendi içinde
yarattığı bu enerji fazlası, gezegenin yerçekiminin etkisi ile yavaşça kendisi üzerine
çökerek küçülmesi sırasında dönüştürülen potansiyel enerji ile açıklanmaktadır. Bu olgu
Kelvin-Helmholtz mekanizması olarak adlandırılır.

Yakın bir tarihe kadar Güneş sisteminde halkaları olduğu bilinen tek gezegen Satürn idi.
Dış gezegenleri ziyaret eden ilk uzay aracı olan Pioneer 10'un 1973'deki gözlemleri
üzerine varlığından kuşkulanılan Jüpiter halkaları 1979 yılında Voyager 1 ve 2 uzay
araçları tarafından çekilen fotoğraflarda gösterildi.
Satürn‘ün halkaları gibi Jüpiter halkaları da, toz denebilecek mikroskobik boyutlardan,
onlarca metre büyüklüğe kadar değişen çeşitli boylarda çok sayıda parçacığın bir araya
gelmesinden oluşurlar. Bu parçacıklar bir bulut oluştururcasına birbirinden bağımsız
hareket eder ve her biri gezegen etrafında kendine ait bir yörünge izler.
Bu yörüngelerin gezegen ve iç uydularının çekim güçlerinin karşılıklı etkisi ile
sürekli şekillenmesi sonucunda halkaların yapısı korunur. Satürn halkaları ile
karşılaştırıldığında, Jüpiter'in halkalarının birçok yönden farklı olduğu görülür.
Jüpiter halkalarının çok daha silik olmalarının ve zor gözlenmelerinin nedeni,
kendilerini oluşturan toplam madde kütlesinin çok daha az olmasının yansıra ışık
yansıtıcılıklarının da sınırlı olmasıdır.