Bir hafta sonu işyerinden 10-15 kişi İnönü'ye gittik. Ben kanadı kurdum ve uygun bir rüzgar bekleme başladım. Oradan uçanlar bilir rüzgar genellikle kuzeyden eser ve çıkış yönü de kuzeye doğrudur. Ancak o gün şans bu ya rüzgar kuzeybatıdan esiyordu. Kuzeye döner diye yaklaşık bir saat bekledim ama dönmedi. Buna rağmen kalkış yapabilirdim. Ama bildiğiniz gibi kalkışta yan rüzgarı almak riskli, henüz yeterli hızınız olmadığından toparlamanız zor olabilir. Ben de rüzgar uygun değil dedim ve kanadı toplayarak aşağıya indim (Benim de uçmaktan çok uçamama anılarım varmış meğer, neyse ki biz bizeyiz.) İşyerindeki arkadaşlar benimle belki iki ay dalga geçtiler. Bunun uçtuğu filan yok, tepede bekleyip bekleyip aşağıya iniyor dediler. Desinler, tek parça olmak daha önemli ! Ben genellikle tepede izlemeye gelenler olursa onların üzerlerine dalışlar yaparım. Kanadım da hızlı olduğundan seyredenler açısından keyifli görüntüler oluşur (ya da ben sevineyim diye güzel şeyler söylüyorlar). Hocalarım hep fazla alçaktan dalış yapma, özellikle de dalışlarını tepe üzerinde değil tepe önünde yap. Tepe üzerinde hiç beklemediğin bir anda bastırıcıyla karşılaşabilirsin derler. Dinleyen kim. Bir seferinde yine tepedekilerine hava atayım diye üzerlerine dalış yaptım ve çok yakınlarından geçmeyi düşündüm. Tepede henüz kalkış yapmamış birkaç kanat daha vardı. Ben tabii ki kanadın üzerindeki kuleyi hesaplamadım ve bir anda göz hizamda kulenin ucu belirdi. Ani bir refleksle alt barı iterek kıl payı çarpmaktan kurtuldum. Hemen tepe üzerinden uzaklaştım, insanlar yüz hatlarımı görmesin diye! Söylemek istediğim, havacılık zevkli ama çok sıkı kuralları olan bir spor. Bana zaman zaman soruyorlar, delta riskli değil mi diye. Ben de genellikle Türk (!) gibi yapmazsan bir tehlikesi yok diye cevap veriyorum. Şimdiye kadar ciddi bir tehlike atlatmadım ve bu sporu sağlığım el verdiği sürece de yapmak istiyorum.... ... ...
|
|||