Ben uçma aşığı ama uçağa her bindiğinde rengi bembeyaz kesilen bir mühendisim. Makina mühendisliğinde titreşim konusunda doktora yaptığım için titreşim mühendisiyim diyorum kendime. Uçaklarla maceram maalesef pilot veya teknisyen olarak değil sadece yolcu olarak. Tansiyon sorunum nedeniyle pilotaj eğitimini de uygun görmüyorum.

 Hikayem Washington DC Dulles havaalanında başladı. Delta ile Türkiyeye dönmek için Lockheed L1011 uçağına bindiğimizde hava giderek bozmaya başladı. Belli ki bir cephe sistemi hızla üstümüze geliyordu. (Nitekim o gün havaalanı civarında bir kişi yıldırım isabetiyle hayatını kaybetmiş.) Ben ve eşim (ki o zaman henüz balayı dönemimizdi.)kanatın bir arkasındaki koltukta yerimizi aldık, uçak körükten çekilip itilmeye ve taxi etmeye başladı ve taxideki bir uçağın mutad titreşim ve gürültüleri gelmeye başladı. Taxi yolunda beton kesiklerinin tak tak sesi ve türbin vınlaması ve flap ve slatların açılmasıyla ilgili hidrolik sesleri. Ama, o da ne?...hidrolik pompa takılmış gibi ses çıkarıyor. Eşim rengimin atmasından ne oldu yine ne buldun dedi. Ben de bu uçakta arıza var, kanat hidroliği sorunlu dedim. Zavallı ay düşüp bayılacağım dediyse de ben imkanı yok bu uçakla uçmam, IATA kuralları uçmak isteyen yolcuyu uçuramazsınız der. Ben ineceğim diye tutturdum. Hostesi çağırdım, bu uçakta bir sorun var ben ineceğim dedim.

Karayağız kız kayboldu yerine gitti ama uçakta biraz sonra apronun bir kenarına ilişip öylece kaldı. Bu arada hava giderek kötüleşmeye ve fırtına esmeye başladı. Uçak tamamen durdu ve neden sonra bembeyaz saçlı babayiğit ve omuzu dört şeritli bir adam bize doğru geldi. Hostes, sorunlu yolcu bu dercesine bir göz işaretiyle beni işaret etti. Pilot, evet haklısınız slat müşiri slatları kapalı gösterirken biz gözle açık olduğunu görüyoruz. Bu şekilde uçamayız. Müşir sorunlu onun değişmesi için Atlantadan yenisini istedik bir sonraki uçakla gelecek dedi. Biz orada galiba dört beş saat oturduk uçağın içinde. Bu arada cephe sistemi geldi geçti ama CBler civarı terk etmedi sadece daha yüksek bir tavana çekildi. Hava iyice kararmıştı. Bir de baktım ki bir arkası açık pikap ve içinde kara bir delikanlı kanadın altına geldi. Arabanın arkası yükselmeye başladı. Bakımcı genç cebinden bir elfeneri çıkarıp dişleri arasına yerleştirdi ve önüne yerleştirilmiş bir masa üzerine koca kalın bir kitabı açıp bir okuyup kanadın altına girip bir şeyler okuyup gene gidip bir şeyler yapıyor. Ben bunu görünce artık bende lifler ve ipler boşaldı. Hostesi çağırıp bu adam okuyup okuyup uçak tamir edecek de biz uçacağız öyle mi? İmkanı yok şuracıktan şuracığa gitmem ben bu uçakla dedim.

Bu arada karım yüzünü nerelere gizleyeceğini bilemiyor, iki koltuk ötemizde Türk olduğu laflarımıza kulak kabartışından belli iki bayan da endişeyle zaman zaman dönüp bakıyorlardı. Neyse hostes eh bizi çözdüğü için hiç muhatap olmadan ön tarafa doğru kayboldu. Biraz sonra bizim ak saçlı pilot yine ufukta fakat bu sefer yüzünde bir gülümsemeyle belirdi. Bana açıklaması: Sizin endişe etmenizi anlıyorum ama o bakım elemanı çok iyi eğitim görmüştür ve FAA kuralları gereğince eğitimi ve tecrübesine rağmen hiçbir uçak üzerinde kara kaplı kitapla teker teyit etmeden hiçbir bakım yapamaz dedi. Ben de yanakları hafif kızarmış şekilde ve kalkışta kanadımıza isabet eden yıldırıma rağmen güven içinde Atlantiği geçtim.

Dr İbrahim H Çağlayan, Mak Y Müh