| Yazan |
Konu  |
|
theeagle
üye

Turkey
32
Cevap |
Gönderilme Tarihi - 02/04/2003 : 18:52:38
merhabalar, bugun burda biraz degisik bir noktaya parmak basmak istiyorum; Su anda Yunanistan in almakta oldugu ve almis oldugu cesitli silahlara dikkati cekmek istiyorum. yaklasik 40-60 (sayidan emin degilim kaynak Air Forces Monthly Dergisi)arasi yeni F-16 block 60 ve bunlara yuklenecek matra mica fuzeleri.Ayrica Eurofighter EF-2000 lerdende 100 den fazla alacak!Ayica hali hazirda elinde bulunan ERIEYE AWACS ucaklarinida eklemek istiyorum ki bu ucaklar Atina merkez olmak uzere kuzeye ve guneye iki ucak 24 saat havada kalacak sekilde Turk hava sahasini gozetleyecek sekilde gorev yapmaktadirlar. ancak esas deginmek istedigim F-16 block 60 lar ve mica fuzeleri oncelikle bu F-16lar conformal fuel tanklari sayesinde %40 menzil artisi saglamaktadirlar.cagin radari cok daha gelismis bir model olup su anda Turk block 50 lerinden daha etkili EH(elektronik harpte)de daha guclu ve daha verimli sistemlerdir.motorlari daha guclu ucaklardir.ayrica kokpitin dizayni ve gostergelerde ki iyilestirmeler sayesinde cok daha ustun SA(situational awareness)(hava angajmalarinda hayatta kalmanin en onemli sartlarindan biri-Turkcesi kimin nerde ne yapmakta oldugunu dusmanin nerde nasil ne yapmakta oldugunu haritaya gore nerede oldugunu bilmek gibi birsey) saglamasi,ve JTIDS(joint tactical information distrubution system-taktik bilgi paylasim sistemi)gibi pek cok sisteme sahiptir. Ayrica Mica fuzesinede deginmek istiyorum.bu fuze JHMCS(joint helmet mounted cueing system-kaska monteli takip sistemi-yani atak helikopterlerinde oldugu gibi pilotun baktıgı yere ates edebilmesine kilit atabilmesine olanak saglayan ayni zamanda hiz,irtifa,yatis... vs bilgileri kask ekraninda gosterebilen bir sistem)sayesinde belirli mesafelerde arkaya dahi ateslenebilen bir fuzedir.yuksek manevra kabiliyeti ve surati sayesinde olumcul bir silahtir!!! ayrica Yunanistan in elinde bulunan S-300 gibi silahlardan bahsetmiyorum bile!!!!heyt bee :) |
theeagle
üye

Turkey
32
Cevap |
Gönderilme Tarihi - 02/04/2003 : 19:05:04
devam, gordugunuz gibi Yunanistan son derece etkili bir bicimde silahlanmaktadir ayrica bu F-16larin bir kismini bu yilin ortasina kadar almis olacagini belirtmek isterim.peki Turkiye olarak biz ne yapabiliriz?? dusunun F-16 lar manevra kabiliyetleri cok ustun olan ucaklar ancak pilotlari o kadar da fazla zorlayan ucaklar. bir manevra yaparak Yunan F-16 sinin arkasina gecerek radar ve silah parametrelerini yakalamaya calisan bir Turk F-16si 9Glik bir manevra yapmaya ihtiyac duyabilirken Yunan pilotu Mica fuzesi sayesinde 5-6Glik bir manevra ile kendini kasmadan sadece Turk ucagini gorebilecek ve atis yapabilecektir!!! ayrica kendi radarini kullanmadan Awacs ucaklar sayesinde Turk ucaklarini cok uzak mesafeden itibaren takip ederek gerekli karsilama pozisyonunu alabilecekler daha yuksek performansli ucaklari sayesinde daha etkili olacaklar!!! Yani uzun zamandir ovunmekte oldugumuz Egede ki ustunlugumuz malesef elimizden gitmekte.peki biz ne yapabiliriz,evet pilotlarimiz daha iyi daha egitimliler ancak bu sartlarda ne kadar daha iyi olursaniz olun isler cok daha guc bir durum almaktadir. gecen gazetede gordugum Awacslarin alinmasinin iptali ise endisemi katlanarak arttiriyor. heyt bee :)
|
birgi
üye
   
Turkey
392
Cevap |
Gönderilme Tarihi - 02/04/2003 : 20:23:18
theeagle çok haklı yunanistan çok etkin bir biçimde silahlanıyor.bence yunan hava kuvvetleri,kara ve deniz ordusunun aksine hiçte yabana atılmayacak kadar etkili,son teknoloji silahları envatere soktuktan sonrada denildiği gibi hava hakimiyetimiz hava olur gider...Birgi "Verecek aydınlığı olmayan karanlığı sever." http://birgi1.tripod.com |
theeagle
üye

Turkey
32
Cevap |
Gönderilme Tarihi - 03/04/2003 : 09:01:09
merhabalar, duzeltme fuzenin adi IRIST ve ilgili yazi IRIS-T ve GELİŞMİŞ A-A IR FÜZELER IRIS-T’nin ArGe safhasi, su günlerde tamamlanma asamasinda olup, ilk seri üretimin bu yil teslim edilmesi planlanmistir. IRIS-T programinda Almanya’dan sonra ArGe ucus ve atislarinda önemli rol oynayan Yunanistan, hava kuvvetleri icin gectigimiz yaz ilk kesin siparisleri vermistir. Yüksek manevra ve esnek egzoz vekörleme, gelistirilmis hassas ve hedefi resimleme özellikli enfraruj sensörü, genis (2 x 90 = 180 derece) algilama acisi (yanlari görme kabiliyeti) ve bunlarla baglantili ani yön degistirme kabiliyetleri, ayrica sifira yakin, cok düsük aldanma orani, sayilabilecek önemli özellikler arasindadir. Yunanistan, IRIS-T füzelerini en azindan tüm F-16 serisi (Yunanistan, ilk F-16 Block 52+ ucagini teslim almis ve halen ucus testlerine tabi tutmaktadir) ve büyük olsasilikla en gec 2005 siparis edecegi Eurofighter (EF2000 Typhoon) ucaklari icin sertifiyesini sagliyor. Yine bu ülke ileride muhtemelen F-35 (JSF) alimaya karar verecek olursa – ki bu Yunanistan’in hava kuvvetlerini donatma gelenegi kapsaminda son derece mantiklidir – bu ucaklarda da IRIS-T gibi gelistirilmis IIR, en azindan AIM-9X kullanilacaktir. Ayni kabiliyetlerin, muhtemelen Mirage 2000-5Mk.II ve AMRAAM atabilme kabiliyeti olan, EADS tarafindan modernize edilen F-4E (Peace Icarus 2000) gibi jetlerinede kazandirilacagi söz konusu olacaktir. Yunanistan’in ilk füze teslim alma yili olarak en erken 2004 yilini beklemesi gerekiyor ki bu Ege Denizi semalarinda IRIS-T yüklü Yunan F-16 ucaklari ve diger jetlerinin ucmasina az vakit kaldi anlamina gelir. Yazinin ilerleyen bölümünde IRIS-T ve teknik özelliklerine biraz miktar deginecegim. Ancak daha önce konuyu daha iyi pekistirmek acisindan, daha önceki bir yazimda da deginmeye calistigim SRAAM hususunu biraz daha yakindan islemenin uygun olacagi kanisindayim. KISA MENZILLI HAVA/HAVA FÜZELERI, SRAAM: Short-Range Air-to-Air Missles, yani kisa menzilli hava/hava füzeleri, kisaca SRAAM, bugün görüs menzili ve sinirinda yapilan hava/hava muharebelerinde rol oynayan en önemli güdümlü silahlar arasinda yer alirlar. Gerek cinsi ve görevi „safkan“ avci olan (av/önleme), gerekse ikinci görevi ya da savunma kabiliyetli olan, ya da potansiyel av olabilen (av/bombardiman, bombardiman) jetlerinde de bu tür füzeler, saldiri ya da savunma amacli, standart yakin koruma silahlari arasinda yer alir. Her ne kadar SRAAM füzelerinin, istisnaen radar güdümlü versiyonlari olsada (örnegin Israil Rafael firmasinin ürettigi Derby, Python IV füzesinin radar güdümlü versiyonundan baskasi degildir), bunlarin güdüm sistemi genelde enfraruj (IR) prensibine dayanir. Enfraruj, ya da kizilötesi güdümünün prensibi, füzenin arama/tarama sensörünün, hedefin sicakligini (hotspot) algilamasi ve bu yöne odaklanmasindan ibarettir, yani bu güdüm prensibi pasiftir. Füze, kizilötesi spektrümde belli bir elektromanyetik dalgaya ateslendikten sonra, ucak kontrolünden bagimsiz olarak hedefine yönelir. Bu yüzden radar güdümlü bir füzedeki gibi herhangi bir kilitlenme söz konusu olmadigi ve ateslenen IR güdümlü bir füzenin elektronik olarak algilanmasi mümkün olmadigindan, bu füzeler hedef ucaginin pilotu acisindan son derece tehlikelidir. Bu tür bir füzenin algilanabilmesi icin, pilotun füzeyi ya da en azindan füzenin egzoz izini gözüyle ya da kismen optik yardimci ile büyülterek görmesi gerekir - ki buda genelde görüs menzili dahilinde olundugundan son anda gerceklesebileceginden - belkide pilotun gördügü son hadise olabilecektir. Radar Warning Receiver, yani radar ikaz alicilari (RWR) sadece radar güdümlü füzeleri tesbit edebildikleri ve IR füzelere, calisma prensibinden dolayi cevap veremediklerinden, IR füzelerinin yarattigi bu tehlike potansiyeli yüzünden, bu alanda bir elektronik alici/ikaz sistemi boslugu söz konusudur. Her ne kadar „Missle approach warning system“ gibi calismalar kapsaminda bu eksiklik giderilmeye calisilsada, henüz ArGe asamasini tamamlamayan bu tür sensörlerin yerlesmesi, daha epey bir zaman alacaga benzemektedir. IRIS-T’nin ArGe safhasi, su günlerde tamamlanma asamasinda olup, ilk seri üretimin bu yil teslim edilmesi planlanmistir. IRIS-T programinda Almanya’dan sonra ArGe ucus ve atislarinda önemli rol oynayan Yunanistan, hava kuvvetleri icin gectigimiz yaz ilk kesin siparisleri vermistir. Yüksek manevra ve esnek egzoz vekörleme, gelistirilmis hassas ve hedefi resimleme özellikli enfraruj sensörü, genis (2 x 90 = 180 derece) algilama acisi (yanlari görme kabiliyeti) ve bunlarla baglantili ani yön degistirme kabiliyetleri, ayrica sifira yakin, cok düsük aldanma orani, sayilabilecek önemli özellikler arasindadir. Yunanistan, IRIS-T füzelerini en azindan tüm F-16 serisi (Yunanistan, ilk F-16 Block 52+ ucagini teslim almis ve halen ucus testlerine tabi tutmaktadir) ve büyük olsasilikla en gec 2005 siparis edecegi Eurofighter (EF2000 Typhoon) ucaklari icin sertifiyesini sagliyor. Yine bu ülke ileride muhtemelen F-35 (JSF) alimaya karar verecek olursa – ki bu Yunanistan’in hava kuvvetlerini donatma gelenegi kapsaminda son derece mantiklidir – bu ucaklarda da IRIS-T gibi gelistirilmis IIR, en azindan AIM-9X kullanilacaktir. Ayni kabiliyetlerin, muhtemelen Mirage 2000-5Mk.II ve AMRAAM atabilme kabiliyeti olan, EADS tarafindan modernize edilen F-4E (Peace Icarus 2000) gibi jetlerinede kazandirilacagi söz konusu olacaktir. Yunanistan’in ilk füze teslim alma yili olarak en erken 2004 yilini beklemesi gerekiyor ki bu Ege Denizi semalarinda IRIS-T yüklü Yunan F-16 ucaklari ve diger jetlerinin ucmasina az vakit kaldi anlamina gelir. Yazinin ilerleyen bölümünde IRIS-T ve teknik özelliklerine biraz miktar deginecegim. Ancak daha önce konuyu daha iyi pekistirmek acisindan, daha önceki bir yazimda da deginmeye calistigim SRAAM hususunu biraz daha yakindan islemenin uygun olacagi kanisindayim. KISA MENZILLI HAVA/HAVA FÜZELERI, SRAAM: Short-Range Air-to-Air Missles, yani kisa menzilli hava/hava füzeleri, kisaca SRAAM, bugün görüs menzili ve sinirinda yapilan hava/hava muharebelerinde rol oynayan en önemli güdümlü silahlar arasinda yer alirlar. Gerek cinsi ve görevi „safkan“ avci olan (av/önleme), gerekse ikinci görevi ya da savunma kabiliyetli olan, ya da potansiyel av olabilen (av/bombardiman, bombardiman) jetlerinde de bu tür füzeler, saldiri ya da savunma amacli, standart yakin koruma silahlari arasinda yer alir. Her ne kadar SRAAM füzelerinin, istisnaen radar güdümlü versiyonlari olsada (örnegin Israil Rafael firmasinin ürettigi Derby, Python IV füzesinin radar güdümlü versiyonundan baskasi degildir), bunlarin güdüm sistemi genelde enfraruj (IR) prensibine dayanir. Enfraruj, ya da kizilötesi güdümünün prensibi, füzenin arama/tarama sensörünün, hedefin sicakligini (hotspot) algilamasi ve bu yöne odaklanmasindan ibarettir, yani bu güdüm prensibi pasiftir. Füze, kizilötesi spektrümde belli bir elektromanyetik dalgaya ateslendikten sonra, ucak kontrolünden bagimsiz olarak hedefine yönelir. Bu yüzden radar güdümlü bir füzedeki gibi herhangi bir kilitlenme söz konusu olmadigi ve ateslenen IR güdümlü bir füzenin elektronik olarak algilanmasi mümkün olmadigindan, bu füzeler hedef ucaginin pilotu acisindan son derece tehlikelidir. Bu tür bir füzenin algilanabilmesi icin, pilotun füzeyi ya da en azindan füzenin egzoz izini gözüyle ya da kismen optik yardimci ile büyülterek görmesi gerekir - ki buda genelde görüs menzili dahilinde olundugundan son anda gerceklesebileceginden - belkide pilotun gördügü son hadise olabilecektir. Radar Warning Receiver, yani radar ikaz alicilari (RWR) sadece radar güdümlü füzeleri tesbit edebildikleri ve IR füzelere, calisma prensibinden dolayi cevap veremediklerinden, IR füzelerinin yarattigi bu tehlike potansiyeli yüzünden, bu alanda bir elektronik alici/ikaz sistemi boslugu söz konusudur. Her ne kadar „Missle approach warning system“ gibi calismalar kapsaminda bu eksiklik giderilmeye calisilsada, henüz ArGe asamasini tamamlamayan bu tür sensörlerin yerlesmesi, daha epey bir zaman alacaga benzemektedir. heyt bee :) |
theeagle
üye

Turkey
32
Cevap |
Gönderilme Tarihi - 03/04/2003 : 09:11:01
Kizilötesi isinimlarin dalga boylari yaklasik 740 – 100.000 nanometre (0.1 mm) arasindadir. Bunlarin arasinda dalga boyu daha kisa olanlar sis ve bulutlarin icinden rahatlikla gecebilir. Dalga boyu uzun olan kizilötesi isinimlari isi olarak algilanabilir. Zaten günes isinlarinin isisinin kaynagi bu isinimlardan ibarettir. Deminde dile getirdigim gibi, ateslenmeis ve hedefine yönelmis bir IR-SRAAM füzesinden korunmanin tek yolu, klasik yöntemlerdir. Yani hedef ucaginin pilotu bu tür bir füzenin üzerine ateslendigini hissetigi, ya da en azindan süphelendigi an, pilotun yapabilecegi tek sey, sürekli manevra yaparak ucus rotasini ve yüksekligini degistirmek, veya ucagin sicakligina kitlenen füzeyi „Flares“ atarak aldatmayi denemektir. Elbette burada yapilmasi gereken en son sey, kesinlikle ucagin motorlarini afterburner moduna getirmek, yani artyanicisini acmaktir. Zaten bu tür bir aksiyon her halikürda ancak bir panik aninda, acemi bir pilot tarafindan yapilabilir, zira bu sayede ucagin motorlarinin performansinin hizla artmasi icin motorlara dogrudan püskürtülen kerosinin olusturdugu asiri yogun sicaklik, adeta IR-SRAAM füzesinin „ekmegine yag sürecektir“. Demin bahsettigim koruma metodlarindan „Flares“, küre sekline benzeyen yüksek dereceli sicak magnesyum kütlelerinden ibarettir ve genelde ucagin motorlarindan daha yüksek sicaklikta olduklari icin, en azindan klasik ya da gelistirilmis klasik IR güdümlü füzeleri kendi üzerine cekerek, pilotun ucagina ani manevra yaptirmasi ile baglantili tehlike atlatilabilmektedir. Elbette IR güdümlü füzeler her derde deva degildir ve dezantajlarida vardir. Örnegin cok bulutlu, buharli, yagmurlu.., olumsuz hava sartlarinda, bu füzelerin IR güdümü ve menzili olumsuz yönde etkilenebilmektedir. Bu yüzden IR füzeleri her hava sartinda kullanilmazlar. Bu yüzden kötü hava sartlarinda cereyan eden „dogfight“ manevralarinda, demin bahsettigim radar güdümlü yakin menzil füzeleri tamamlayici amacli kullanilabilselerde, bu acidan radar güdümlü bir füzenin daha az güvenilir ve zaaf olacagida bir baska gercektir. IR-SRAAM füzelerinin calistirma mekanizmasi son derece kolaydir. „Fire and forget“ (at/unut) prensibi kapsaminda pilot, önce ucaginin sisteminin emniyetini off moduna getirdikten sonra, ucagiyla hedefine yönelir ve düsman ucaginin, füzesinin özelligine göre güdüm/atis menzili pozisyonuna girerek ucaginin atis kontrol sisteminin akustik (kask icindeki kulakliklardan algilanir) ve optik (Head Up Display/HUD, yani kanopi camina projektörle reflekte edilen önemli ucak/ucus veri görüntülerinin: „hedefi algiladim/atis pozisyondayim“ sembolinin belirmesi) sinyallerinden sonra füze ateslenir. Daha sonra füze bagimsiz olarak pasif IR güdüm sistemiyle hedefine yönelir. Artik pilotun bu asamadan sonra ucagiyla füzeye müdahale gereksinimi ya da imkani yoktur, kisaca „ok yaydan cikmistir“ ve gerekirse diger düsman ucaklari ile „ilgilenilebilir“. Yeni nesil IIR füzeler ve kaska monteli nisangah sistemleri sayesinde prensip olmasda, doktrin önemli oranda degisecege benzemektedir. SRAAM füzelerinin gecmisi aslinda 50‘li yillarin basina dayanir. ABD, ilk Sidewinder modeli olan AIM-9B’yi o yillarda SSCB stratejik bombardiman ucaklarina karsi gelistirmisti ve AIM-9B’nin teknoloji kompleksinin eski bir ev radyosu ayarinda oldugu düsünülürse, cok hassas bir güdüm sistemine sahip olmadigi daha iyi anlasilacaktir. Dolayisiyla o zamanlar ilk model Sidewinder füzesini atesleyen bir pilotun hedefinin, kendi ucaginin saat 12 pozisyonunda ve hemen hemen ayni yükseklikte olmasi gerekiyordu. Zaten bu füzenin öncelikli olarak dev ve hantal SSCB stratejik bombardiman ucaklarinin imhasi icin Interceptor maksatli ucaklara adapte edildigi düsünülürse, dogfight icin uygun olmadigi daha iyi anlasilir. Yine AIM-9B Sidewinder füzesinin menzili cok düsük kaliyordu, fakat ucaklarin o güne kadar en yaygin dahili standart silahi, namlu cikis prensipli mak. toplar ile kiyaslandiginda, AIM- 9B, diger lakabiyla „Nine Bravo“‘(9B) modelinin önemli kabiliyetler sagladigida göz ardi edilemez. Ayni tespiti SSCB’de yapmis olacak ki, cok gecmeden, dogu blogunda da bu tür ArGe faaliyetleri dikkat cekti. Bu tespitin yapilmasinda büyük rol oynayan savas, kuskusuz 1956 yilinda Cin’in „ic“ savasidir, ki bilindigi gibi bati tarafindan desteklenen ve bu savasin sonunda bagimsiz olan bati yanlisi Tayvan, Cin’den kopmustur. Sadece bu savas kapsaminda bir gün icerisinde 14 adet MiG-17 ucagi, AIM-9B Sidewinder füzeleri ile düsürülünce, en gec bu saatten sonra IR güdümlü füze teknolojisinin önemi dogu blogu tarafindan da pratikte kavrandi. Yine bu savasta Cin’in düsürdügü bir ucakta yüklü ve büyük oranda tahrip olmamis bir Sidewinder füzesi ele gecirildi ve SSCB tarafindan kopyalandi. Ortaya cikan ürünse, SSCB’nin ilk meshur hava/hava IR güdümlü füzesi R-13, NATO koduyla AA-2 Atoll‘dan baskasi degildir. Zaten dikkat edilirse iki füze arasindaki (AIM-9B/R-13 ya da AA-2) benzerlikten dolayi bunlari ayirt etmek oldukca zordur, ki Atoll füzesine Sidewinder’in lisansiz üretim yakistirmasi dahi yapilabilir. Bugün SRAAM sektöründe gelinen son nokta malumdur. Dünyada bircok ülke bagimsiz olarak bu tür kisa menzilli hava/hava füzelerini gelistirme ve üretme kabiliyetine sahiptir. Bu ülkelere ve önemli füzeleri temsilen, daha asagida sunulan ve özetleme acisindan yararli bir referans teskil edecegini umdugum bir döküm listesi hazirlamaya calistim. Son nesil SRAAM füzelerinin IR güdüm sistemleri o kadar hassas bir hale gelmistirki, artik karsidan üzerinize gelen bir ucaga dahi bu füzeleri atmak/vurmak mümkündür (all-aspect AAM’s). Buna paralel olarak yine bu füzelerin mezillerinin 20 km kadar ciktiginida görüyoruz. Su an yeni teknoloji yelpazesinden bu sistemlere kazandirilmak istenen teknik özellikler daha cok yüksek manevra, genis alici acisi ve karisitirici sistemlere aldanmayi düsürme kabiliyeti yönündedir. Yeni nesil IR güdümlü SRAAM füzelerine kronolojik acidan ilk örnek olarak Ruslarin 80‘li yillarda gelistirdigi R-73 (NATO kodu AA-11 Archer) gösterebiliriz. Hatta AA-11, SRAAM füzeleri icin yeni bir sandart ölceri haline gelmisti. Bu füzenin tarama sensörü 45 derecelik acilarda (off-axis) olup, ayni füze, manevra kabiliyetini stabilizasyon kanatciklari (Canard) ve esnek egzoz cikisi, yani vektörleme sistemi sayesinde, optimum bir seviyeye getiriyordu. AA-11 Archer yüklü bir MiG-29 Fulcrum veya Su-27 Flanker serisi ya da türevi bir ucak, kaska monteli hedef belirleme sistemi sayesinde etkili ve tehlikeli bir jet haline gelebiliyor. Dolayisiyla – AA-11 atilimini göz önünde bulundurdugumuzda – batili ülkelerin yeni nesil SRAAM gelistirme konusunda biraz gec kaldigiklarini söylememiz dahi mümkün. Su an halen yerlesmis IR güdümlü silah sistemlerine baktigimizda, bati ve NATO ülkelerinde hala daha klasik: AIM-9 L/M Sidewinder (ABD), R.550 (Fransa) ve Python III (Israil)... gibi füzelerin yaygin bir standart oldugunu görürüz. Bu füzeler bahsettigim AA-11 füzesi ile mukayese edildiklerinde performans acisindan kismen geride kalmaktadirlar. Yinede pratikteki savas deneyimlerine baktigimizda, örnegin Falkland Savasi’nda (1982) celimsiz, verimsiz ve düsük performansli Ingiliz Sea Harrier ucaklarinin, o zaman yeni sayilan ve ABD tarafindan Ingiltere’ye alenacele gönderilen „Nine Lima“ (9L) kodlu AIM-9L Sidewinder füzelerinin, Arjantin’in kismen daha yüksek manevra kabiliyetli ve uzun menzilli Mirage III/5, A-4B/C Skyhawk ve Nesher... jetlerine karsi oldukca basarili bir bilanco sergilediklerini görürüz (deplasmanda bu bazda elde edilen 0-23‘lik bir skor fena olmasa gerek). Benzer tecrübeler yine AIM-9L ile yaklasik 10 sene sonra (1991) I. Körfez Savasi’nda da yapildi. Bugün itibariyle batili ülkeler, demin bahsettigim teknolojik farki yakalama ve gecme yolunda önemli yönde adimlar atmakta ve AIM-9X (ABD), IRIS-T (Almanya & Co.), Python IV (Israil), AIM-132 ASRAAM (Ingiltere) gibi son nesil füzeleri somutlastirmaktadir. Yalniz özellikle son bahsettigim AIM-132 ASRAAM füzesinin 80‘li yillarin ortalarindan beri gelistirildigi düsünülürse, bu isin o kadar kolay olmadigida gözler önüne serilmektedir. Su ana kadar ulasilan sensör acisinin 90 derece oldugu düsünülürse, yazimin basinda da bahsettigim gibi taktik hava/hava muharebelerinin kural ve doktrinin büyük oranda degisecegi ve akilli silahlarin performansinin, en az pilotun egitim/deneyim kabiliyeti ve ucagin performansi kadar ön plana cikacagi tabiidir. Yine bu yeni füzeleri, daha önce sicak kütlelere „yari kör“ bir sekilde yönelen klasik IR güdümlü füzelere nazaran örnegin „Flare“ ile aldatmak kolay olmayacaktir. Zira bu füzelerin özelligi, sadece sicak kütle ve yüzeye güdüm degil, hedef ucaginin sicak, ilik ve soguk bölgelerinin haritasini cikararak resimleyip, bilgisayar ucagin seklini taniyabilmektedir. Yeni nesil IR-SRAAM ve pilot kaskina entegre edilmis atis kontrol sistemi ile kombili, görevi baska olan (Interceptor) bir hantal TORNADO F.3 ucagi dahi, artik bu sayede „safkan“ av ucaklari ile „dalasabilecek“ ve sayet karsidaki klasik füzeli ucak bu „it dalasina“ istirak ediyorsa, bu dalasmadan galip olarak cikabilecektir. heyt bee :) |
theeagle
üye

Turkey
32
Cevap |
Gönderilme Tarihi - 03/04/2003 : 09:16:11
Asagida önemlerine göre en kayda deger klasik ve yeni nesil füzelere örnek ve kisaca bazi özelliklerini sunuyorum. IRIS-T‘yi ise konumuzun bir parcasi oldugu icin, daha asagida biraz daha detayli bir sekilde tarif etmeye calisacagim. Burada da görülecegi gibi, özellikle AIM-9X Sidewinder ve IRIS-T füzelerinin en azindan teorik performanslarinin birbirlerine cok yakin olmasi son derece dikkat cekici bir durumdur. AIM-9X Sidewinder (ABD): Tarayici/güdüm sistemi: all-aspect/IIR (hedef tanima kabiliyeti) Menzil: 18.5 km Agirlik: 84 kg Harp basligi: 9.5 kg; Sensör acisi: max. off-axis 90 derece Diger: egzoz vektörleme-, kask atis kontrol sistem-, hedef yakininda yüksek infilak kabiliyetleri IRIS-T (Almanya, Italya, Isvec, Yunanistan, Norvec): Tarayici güdüm sistemi: all-aspect/IIR (hedef tanima kabiliyeti) Menzil: 18.5 km Agirlik: 84 kg Harp basligi: 9.5 kg Uzunluk: 2.9 m Cap: 127 mm Motor yakiti: kati yakitli (Avio/Nammo) Sensör acisi: : max. off-axis 90 derece Diger: egzoz vektörleme-, kask atis kontrol sistem-, hedef yakininda yüksek infilak kabiliyetleri AIM-132 ASRAAM (Ingiltere): Tarayici güdüm sistemi: all-aspect/IIR (hedef tanima kabiliyeti) Menzil: 18 km Agirlik: 87 kg Harp basligi: 10 kg Sensör acisi: : max. off-axis 90 derece Diger: kask atis kontrol sistem-, hedef yakininda yüksek infilak kabiliyetleri Python IV (Israil): Tarayici güdüm sistemi: all-aspect/IIR (hedef tanima kabiliyeti) Menzil: 20 km Agirlik: 140 kg Harp basligi: 11 kg Sensör acisi: : max. off-axis 60 derece Diger: kask atis kontrol sistem-, hedef yakininda yüksek infilak kabiliyetleri Not: Israil Rafael firmasinin gelistirdigi Python V, her ne kadar IR güdümlü olsada, orta menzil icin dizayn edilmis, AMRAAM klansmanina giren bir füzedir. Darter (G. Afrika): Tarayici güdüm sistemi: all-aspect IR Menzil: 10 km Agirlik: 89 kg Harp basligi: 16 kg Sensör acisi: : max. off-axis 60 derece Diger: kask atis kontrol sistem ve hedef yakininda infilak kabiliyetleri R-73 (AA-11 Archer) (Rusya): Tarayici güdüm sistemi: all-aspect/IIR (hedef tanima kabiliyeti) Menzil: 15-30 km Agirlik: 110 kg Harp basligi: 7.4 kg Sensör acisi: : max. off-axis 40-60 derece Diger: egzoz vektörleme, kask atis kontrol sistem-, hedef yakininda yüksek infilak kabiliyetleri Digerleri: R-13 (AA-2 Atoll) (Rusya) ve ayni füzenin Cin versiyonu PL-2: Tarayici güdüm sistemi: klasik IR Menzil: 17 km Agirlik: 89 kg Harp basligi: 11.3 kg Diger: hedef yakininda infilak kabiliyeti R-60 (AA-8 Aphid) (Rusya): Tarayici güdüm sistemi: gelistirilmis klasik IR Menzil: 8 km Agirlik: 45 kg Harp basligi: 3.5 kg Diger: kask atis kontrol sistem kabiliyeti R.550 Magic 1 (Fransa) ve ayni füzenin Cin versiyonu PL-7: Tarayici güdüm sistemi: gelistirilmis klasik IR Menzil: 15 km Agirlik: 89 kg Harp basligi: 12.5 kg Diger: hedef yakininda infilak kabiliyeti R.550 Magic 2 (Fransa): Tarayici güdüm sistemi: all-aspect/IR Menzil: 15 km Agirlik: 90 kg Harp basligi: 12.5 kg Diger: hedef yakininda yüksek infilak kabiliyetleri Python III (Israil): Tarayici güdüm sistemi: all-aspect/IIR (hedef tanima kabiliyeti) Menzil: 15 km Agirlik: 120 kg Harp basligi: 11 kg Sensör acisi: : max. off-axis 30 derece Diger: hedef yakininda infilak kabiliyeti AIM-9P Sidewinder ve Cin versiyonu PL-9: Tarayici güdüm sistemi: gelistirilmis/all-aspect IR Menzil: 12 km Agirlik: 82 kg Harp basligi: 12 kg Diger: hedef yakininda infilak kabiliyeti AIM-9L/M Sidewinder: Tarayici güdüm sistemi: all-aspect IIR (hedef tanima kabiliyeti) Menzil: 18.5 km Agirlik: 87 kg Harp basligi: 9.5 kg Diger: hedef yakininda yüksek infilak kabiliyeti Kukri V3 (G. Afrika): Tarayici güdüm sistemi: gelistirilmis klasik IR Menzil: 6 km Agirlik: 74 kg Harp basligi: 16 kg Diger: kask atis kontrol sistem ve hedef yakininda infilak kabiliyetleri Tien Chien I (Sky World I) (Tayvan): Tarayici güdüm sistemi: all-aspect IR Menzil: 15 km Agirlik: 90 kg Harp basligi: 9 kg Diger: hedef yakininda yüksek infilak kabiliyeti IRIS-T: Aslinda bu füzenin gelistirilme vesilesi neredeyse 10 sene öncesinin Almanya‘sina dayanir. Federal Alman Hava Kuvvetleri, Bundesluftwaffe, gelecek ihtiyaclari (EF2000, Tornado) dogrultusunda: yüksek manevra kabiliyetli, aerodinamik, kanat stabilizasyonlu, egzoz vektörleme özellikli, hedef tanima/resim algilayici kabiliyetli, son nesil IIR güdümlü, yüksek acili tarayici sensörlü ve aldatilmasi cok zor bir at/unut füzesi ihtiyacini dile getirdi. 1996 yilinda, demin yukarida da bahsettigim katilim payi oranlarine göre Almanya (% 45.5), Italya (% 19.9), Isvec (% 18.2), Yunanistan (% 9), Kanada (% 3.9), ve Norvec (% 3.5), ArGe faaliyetlerine önce ihtiyac ve özellik payda birlesiminden, yani definisyon fazindan sonra basladilar. Bu kapsamda projeye katilan firmalarin sorumluluk dagilimi ana yüklenici Alman Bodensee Gaerete Technik (BGT) yaninda: Hellenic Aerospace, Intracom, Pyrkal, Alenia-OTO, FiatAvio, Litton-Italia, Nammon Raufoss, Alenia Marconi Systems, Honeywell, Greek Power & Cartridge Company, SAAB Dynamics ve Allied Signal Canada sekilde oldu. 1998 yilindan itibaren teknik ArGe calismalari somut bir hal almaya basladi ve 4.5 sene sonra, yani su günlerde seri üretim asamasina gelindi. Füze ilk asamada EF2000 (Almanya, Italya, Yunanistan), Tornado (Almanya, Italya), F-16 (Yunanistan, Norvec), JAS-39 Gripen (Isvec), AMX (Italya) ve CF-18 (Kanada) ucaklari icin gelistirilsede, teorik olarak sertifiye edilecegi ucak platformlari yelpazesi oldukca genis tutuluyor. Kanada ArGe yükümlülügünü yerine getirdikten sonra projeden daha önce belirtldigi gibi cekildi. Bu füze icin performans parametreleri kapsaminda öngörülen platform spektrümü oldukca genis tutuluyor. Sertifiye edilmesi düsünülen ucak serileri arasinda: Av/önleme görevli EF 2000, F-16, JAS-39, F/A-18, F-4F, yine av/bombardiman görevli Tornado ve AMX serisi örnek verilebilir. Kanada’nin projeden cekilmesinden sonra F/A-18 Hornet sertfikasyonu konusunda bir degisiklik söz konusu olabilir. Her ne kadar yukaridaki teorik verilerden AIM-9X ve IRIS-T arasinda göreceli bir fark tespiti mümkün olmasada, sürekli dile getirilen tanitimlarda, IRIS-T‘nin gerek performans, etki/fiyat, bakim kolayligi ve gerekse gelecekte gelistirme potansiyeli acisindan, her alanda AIM-9X Sidewinder füzesinden önemli oranda daha ileri seviyede olacaginin alti alti cizilmektedir. Özellikle hedefi algilama hassasligi, gelistirilmis hedef tanimi yapan ve resimleyebilen güdüm sistemi, aldatilma ve karistirma maruziyetine karsi güvenilirligi, üstün manevra kabiliyeti gibi unsurlar vurgulanmaktadir. IRIS-T füzesi, hersey planlandigi gibi giderse yakinda üretilecek. Bunu ilk defa kullanacak olan hava kuvvetleri Almanya’ya ait olup, daha sonra Italya, Isvec, Norvec ve Yunanistan ayni füzeyi hava kuvvetleri envanterine alarak cesitli ucak platformlari icin sertifiyesi yailmis olarak kullanacaklar. Bir cok batili ülkenin, bu füze programini yakindan izledigide bir baska gercek. IRIS-T’nin enfraruj resim analiz (Seeker Data Gathering Trials) testleri 2000 yilinda tamamlandi. Ilk yerden havaya atis testleri (Ground Launched Trials) Nisan/Mayis 2000 tarihinde gerceklestirildi. Burada IRIS-T sabit bir lancerden firlatildi ve bu kapsamda otomatik pilot, motor ve manevra üniteleri denendi. Testlerin basarisi, IRIS-T’nin ileride yer konuslu ucaksavar füzesi potansiyelini gözler önüne serdi. Yine ayni yil (2000) sensörün arama/tarama (Captive Carry Trials) ve kanat alti tasinma testleri, cesitli ucak platformlarinda denendi. Pratikte F4-F Phantom II, F-16 C Fighting Falcon ve JAS-39 Gripen ucaklarindan füze birakma testleri hayata gecirildi. 2001 yilinda F-4F ucagindan IRIS-T‘in gercek atis testleri yapildi ve hedef dronlari, cesitli acilardan, yine degisik sartlarda tam isabetle vuruldu. Sonuc itibariyle IRIS-T, AIM-9X örneginde oldugu gibi bir Sidewinder gelistirmesi gibi degil, tamamen yeni nesil bir füze konsepti oldugundan gelecektede oldukca iddali gözüküyor. Bati komsumuz Yunanistan, öncelikle gerek F-16, gerekse EF2000 serisi ucaklarini, yakin hava/hava muharebeleri kapsaminda bu füze ile donatmayi planlamistir. Diger Mirage 2000-Mk.II ve F-4E+ (Peace Icarus 2000) ucaklari icinde bu opsiyonun söz konusu olabilecegini dile getirmistim. Yine muhtemelen Yunanistan’in AIM-9X füzesinede ilgi duyacagi göz önünde bulundurulursa, THK’nin sadece pilot egitimi ve F-16 modernizasyonuna degil, bu tür akilli, yüksek performansli, aldatilmasi güc ve 90 derece acilara dönebilen egzoz vektörleme sistemli, yeni nesil IIR güdümlü füzelere ihtiyac duyacagi tabiidir. Sonuc itibariyle, her ne kadar gelecekte artik BVR muharebelerinin dogfight taktiklerinin yerini daha belirgin bir sekilde alacak olsada, „it-dalasi“ söz konusu oldugunda hedefe varan yolun yarisi artik bu tür füzelere sahip olmaktir. TSK’nin 1987-1995 döneminde gerceklesen modernizasyon calismalarini yansitan saman alevinin, artik soguyan küllerinin yeniden canlandirilarak, daha hararetli, istikrarli ve uzun ömürlü bir mese atesine dönüsmesini diliyorum. Saygilarimla Özge KILINC not yazi "www.kangaldogs.org" daki forumdan alinmistir heyt bee :) |
mertcevik
üye
  
136
Cevap |
Gönderilme Tarihi - 09/04/2003 : 13:42:35
merhaba... ben bahsettiğiniz meseleye mevcut bahis şeklinden çok daha farklı bir şekilde yaklaşmak niyetindeyim.Öncelikle olaya yaklaşımınız sağlam veri tabanlarına dayanıyor dediğiniz gibi Yunan ın şu anki modernizasyon yaklaşımıyla bizimki çok farklı,alım politikası kısaca "herkesi memnun etme" mantığına dayanıyor.Ama bu durumun bazı tehlikelerinide göz ardı etmemelesiniz... 1- Bu adamlar böylesine mühimmat çeşitliliğinde acaba ne derece gerçekçi eğitim olanağı buluyorlar?Şüphesiz simülatörler büyük nimet ama hiç birşeyin birebir eğitimin yerini tutamıyacağını anlatmamın ya da ispatlamamın bilmem gereği var mı? Sorumun devamı;aynı çeşitlilikte nasıl bir lojistik destek zemini kuracaklar,bu zemşini ne kadarlık savaş stoğuyla destekliyebilirler? Yine bu sorularıma paralel olarak bu adamlar bu çeşitlilikte uzun vadeli olarak ülkelerine neyi ne kadar kazandırabilir yani bu alımlar bu adamların sanayilerine ne derece katkıda bulunur? Dahası tüm bu çeşitlilik ve alım yükü altında işletim maliyetini nasıl sağlıyacaklar.Bu kurulması muhtemel kuvvetin savaş durumunda vereceği kayıpların yerine koyulması ne derece mümkündür? 2- Sonra bunlar bu kadar çeşitlilik içinde bu adamların alımları veya yaklaşımları belli bir konsept içine oturmuş mu ? Oturmuşsa nasıl bir konsepttir?Bunu cevaplamadan önce isterseniz önce bir Yunanistan'ın jeopolitik durumunu inceleyin... 3- Sonra biz ne yapıyoruz,ne yapmayı planlıyoruz?Cumhuriyet'in silahlanma poliitikası tam olarak neye dayanıyor? 
|
theeagle
üye

Turkey
32
Cevap |
Gönderilme Tarihi - 11/04/2003 : 10:47:15
quote:
merhaba... ben bahsettiğiniz meseleye mevcut bahis şeklinden çok daha farklı bir şekilde yaklaşmak niyetindeyim.Öncelikle olaya yaklaşımınız sağlam veri tabanlarına dayanıyor dediğiniz gibi Yunan ın şu anki modernizasyon yaklaşımıyla bizimki çok farklı,alım politikası kısaca "herkesi memnun etme" mantığına dayanıyor.Ama bu durumun bazı tehlikelerinide göz ardı etmemelesiniz... 1- Bu adamlar böylesine mühimmat çeşitliliğinde acaba ne derece gerçekçi eğitim olanağı buluyorlar?Şüphesiz simülatörler büyük nimet ama hiç birşeyin birebir eğitimin yerini tutamıyacağını anlatmamın ya da ispatlamamın bilmem gereği var mı? Sorumun devamı;aynı çeşitlilikte nasıl bir lojistik destek zemini kuracaklar,bu zemşini ne kadarlık savaş stoğuyla destekliyebilirler? Yine bu sorularıma paralel olarak bu adamlar bu çeşitlilikte uzun vadeli olarak ülkelerine neyi ne kadar kazandırabilir yani bu alımlar bu adamların sanayilerine ne derece katkıda bulunur? Dahası tüm bu çeşitlilik ve alım yükü altında işletim maliyetini nasıl sağlıyacaklar.Bu kurulması muhtemel kuvvetin savaş durumunda vereceği kayıpların yerine koyulması ne derece mümkündür? 2- Sonra bunlar bu kadar çeşitlilik içinde bu adamların alımları veya yaklaşımları belli bir konsept içine oturmuş mu ? Oturmuşsa nasıl bir konsepttir?Bunu cevaplamadan önce isterseniz önce bir Yunanistan'ın jeopolitik durumunu inceleyin... 3- Sonra biz ne yapıyoruz,ne yapmayı planlıyoruz?Cumhuriyet'in silahlanma poliitikası tam olarak neye dayanıyor?
merhabalar, mumkun oldugunca kisa cevap vermek durumundayim kusura bakmayin. 1-evet bahsettiginiz konu cok ciddi bir sorun ancak platformda cesitlilik olmasina ragmen silahlarda cesitlilik cok yok yani EF-2000 ve F-16 da kullanacagi silahlar farkli degil cok fazla ancak platformlarinda bir idame sorunu var ki asla kucumsenemez.bu muhakkak bir sorun olacaktir ancak burda denge politikasi ile cok ucuza getirmeleri mumkun yani ABD kaynakli parca destegi kesilecek gibi olursa Avrupa ile flort ederek alirar yada tam tersi devam eder ancak egitim sorunu dediginiz gibi asla gercegi gibi olmaz!!2-konsept basit anti Turk!! 3-bizim silahlanma oayimiz ise bence cok karisik ve net olmayan biraz da ne bulursak mantigina dayanan bir politika ama gordugunuz gibi kesin birsey soyleyemem. heyt bee :) |
mertcevik
üye
  
136
Cevap |
Gönderilme Tarihi - 14/04/2003 : 13:32:10
tekrar merhaba... Öncelikle sorularıma yanıt verdiğiniz için öncelikle teşekkür etmek isterim... Sonra; Önce şu türk düşmanlığı konseptinden başlıyalım bakınız;Yunanistan yunanlıların değil tüm Avrupa'nın Türk düşmanlığı mantalitesi üzerine kurulu bir ülkedir ve konumu itibariyle varoluş amacı üçüncü bir Viyana kuşatmasına meydan vermemek,Avrupa'nın önünde Doğu'ya karşı tampon bölge oluşturmaktır.Bu Yunanistan'ın varoluş temelidir. Savunmasının temelleri ise Doğu'dan savunulması oldukça güç olan bu toprakları (yani Ege'nin Yunan kıyılarını) 24 saatliğine herhangibir Türk işgaline karşı korumaktır.Niye 24 saat.Çünkü geliştirdikleri konsepte göre en geç 24 saat sonunda Batılı müttefikleri yardımlarına yetişip palazlanmaya çalışan Türk'ün kafasını kopartıcaktırda ondan.Nitekim Avrupa'da kurulu bulunan çok uluslu acil müdahale birlikleride 24 saat esasına göre acil durum planlarını belirlerler.Yani Avrupa'nın herhangibir noktasında çıkacak bir yangına 24 saat içinde olay yerinde müdahale etme esasına göre. Bu bizi şu sonuca taşır esas itibariyle Yunan ordusu uzun süre savaşabilecek bir ordu değildir daha ziyade saldırgana küçük çaplı taktik şoklar yaşatarak onu yavaşatıcak bir kuvvettir.Dahası kendinden çok üstün kuvvetler karşısında hele hele hava üstünlüğünü kaptırdığı takdirde derhal dağılıcatır.Meselemiz Yunanistan'ı işgal etmek değilse korkucak bir şeyimizde yoktur.Ha meselemiz Yunanistan'ın atalarından kalma o yağmacılık dürtüsüyle Anadolu yarımadasının uzantılarına gözünü dikmesiyse o zaman yine korkacak bir şey yoktur nitekim ilerliyebilecekleri en ileri noktadalar.Bunadn daha ilerisi kimsenin işine gelmez.Yunanın etinin kilosu tüm Ege'yi sahiplenmeye yetecek kadar etmez. Şimdi bir de bize bakalım.Eğer devletimizin politikalarındaki istikrarsızlıklarını göz ardı edersek ve dönüp bu memlektin esasını oluşturan "Kemalist" politikalara bakar isek göreceğiz ki; bu memleketin temel politikası tam bağımsızlıktır ve "bağımsızlık" sözcüğü ancak ekonomik ve teknolojik alana taşındığında önüne gelen o "tam" sıfatını hakkeder.Biz şimdi Yunan'a uysak paralarımızı gelişmiş gelişmiş silahlara,büyük büyük silah şirketlerine yedirsek (ki şu anda büyük ölçüde yediriyoruz) ne kazanacağız; -En fazla 10 sene modernizasyona uğramaksızın idare edebilecek şu an için oldukça modern ve bir dakika sonra demode olucak bir ordu. peki ne kaybedeceğiz; -Savunma sanayimizi kaybedeceğiz,bu sanayide yetişmiş olan mühendislerimizi,işçilerimizi,bilim adamlarımızı,teknisyenlerimizi kaybedeceğiz.Bu teknolojiyi geliştirmeye ihtiyaç duyduğu için kendisini yenileyecek,labaratuvarlar yapıcak,kütüphanelerine yeni kaynaklar katıcak üniversitelerimizi kaybedeceğiz,Hazırcılığa alışmaksızın herşeyini kendisi yapmaya çalışan pırıl pırıl gençlerimizi kaybedeceğiz."Geleceğimizi" kaybedeceğiz. Tüm bunları daha sabırlı,daha ileri görüşlü ve daha kanaatkar bir tavırla tersine çevirebiliriz.Bırakınız Yunan istediğini alsın,istediğini uçursun.O dersini seneler önce aldı.Aynı cüreti aynı yolla göstermeye cesaret edemez.Biz kendi yolumuzu yukarıda dediğim şekilde çizersekte bir daha gösteremiyecek. 
|
|
|
|