| Yazan |
Konu  |
|
hakan737
üye
   
Turkey
279
Cevap |
Gönderilme Tarihi - 19/07/2003 : 21:08:59
sevgili Tayyareciler, uzunca bir suredir Turkiye’de havacilig tartisip duruyoruz. Ne yapilamali, ne yapilabilir, havacilik nasil gelistirilebilir, hava araclari ve havacilik kurumlari nasil daha verimli kullanilir vsvsvs. Orman yanginlari konusunda defalarca konustuk. Angi hava araci daha etkili, neler yapilabilir veya Turk havacilik Endustrisinin bu konuda ne katkisi olaiblir diye. Hepimizin bildigi tek canli ve kayda deger proje, Deniz kuvvetleirnin envanter’den cikardigi 7 (veya9) S2E Tracker ucaklarinin modernize edilmesi ile havadan yangin sondurme ve yanginla mucadele amacli olarak kullanilmasi idi. Onceki senelrde oldugu gibi yine Orman bakanliginin acitigi ihalelerde helikopter kiralama isi her nail ise ucak satin alinmasi veya kiralanmasina karsi oncelik kazanmakta. Yada enteresan saibeler domekte. Bugun orman bakanligi yanginla mucadelede OGM’ye ait 7 ve genel maksat olarak ‘da 16 helikopter ile THK’dan kiralanan 17 adet ucak ile (muhtemelen Dromader ve muhtesem!!!NAC-6lar) havadan mudahale calismasi yapiyor. Bu ucak ve helikopterlerin kiralanmasinda ne kadar bir para ve komisyon dondugu konusunda bir bilgim yok ancak tek bildigim Ali Sen’in zamaninda bu kulustur rus helikopterlerini ayni zamanda ambulans helikopter olarak epeyce bir milyon dolara saglik bakani Durmus yolu ile satmaya calistigi. O zaman donene rakamlarin dudak isirtici oldugunu hatirlatmaya gerek yok. Hep takdir ettigimi Canadair CL215 ise bir sezon Turkiye’ye gelmis sezon basinda bir kez uctuktan sonra butun yaz arizali oldugu icin yatmasina karsin kirasi odenerek geri gonderilmisti. Ucak canadair’den degil yine bir araci firma tarafindan kiralanmisti. Ormanlarimiz cayir cayir yaniyor. Birinci neden yeterli mudahale yok. İkinci neden arazi satisi ile ilgili yasa tasarisi, ucuncusu bu konuda hicbir zaman ciddi bir otoritenin Turkiye ormanlarini korumak anlaminda olmamasi. S2E Tracker projesinde bir ucak yaklasik 7 milyon dolara turboprob motorlar ve yeni avionikler ile modernize edilecekti ve bana gore Turk havaciliginin en ozgun projelerinden biri idi. İlk ucak TEMA’nin katkisi ile modernize edildi ve sihirli eller sayesinde her bir halta bulunan kredi veya odenek bu projeye “bulunamadi” Bu ucak simdi “o eski ucaklar ucamaz napicaz bunlari hem bunlara pist lazim“diyen zamanin orman bakani, ulastirma bakani ve bilimum yetkilisine nazire edercesine Arizona orman idaresinde catir catir ayni Fransa ve Kanada’daki kardesleri gibi ucuyor. Pist su ana ucan ucaklar icinde gerekli, helikopterler icinde. Her yangin bolgesinde tatlı su kaynagi yok. Yani yangina mudahalede denizden su cekilerek helikopter ile atilmasi anormal bir durum degil Turkiye icin. THK’nın ucaklarinin ilaclama ucagi olarak tasarlanmasi nedeni ile kapasitesi de ortada. Peki bu isin tek caresi olan canadair CL215 ve 415 ucaklair cok mu ulasilmaz ucaklar? Hayir www.bombardier.com adresinde gordugum satilik kullanilmis CL215’lerin ortalama fiyati 3.5milyon dolar (bunu firma ile yazisarak ogrendim).Bazilarinin overhaul’u yapilmis bazılarini kısmi checkleri tamamlanmis halde ama yinede kısa vadede isimizi gorecek ucaklar. Simdi bir helikopteri’in su tasima kapasitesi belli , intikal suresi belli ve bu araclar sanki yangin bir kere cikacakmis gibi her defasinda kiralaniyor. Oysa Turkiye’de orman yanginlari bir gercek ve surekliligi arac sahibi olmayi engellemiyor. THK’nin ucaklarinindaikmal icin bir piste ihtiyaci var ve sonucta kapasiteleri defalarca sorti yapmalarini gerektiriyor. Dump sistemleride bu amac icin yapilmis bir ucagınki gibi degil. Gelelim CL215 veya 415’e , sonucta bu ucaklar amfibik. Hem karaya hem denize inebiliyor. Tatlı usu almak icin duz hatta ucabilecekleri 1.5km’lik bir su yolu yeterli. Eger arazide ucaka inise musait yer yok ise-ki bundan THK ucaklarida ayni sekilde magdur- deniz ucagi oldugu icin deniz kenarinda ikmal istasyonlari koayca kurulabilir. Boylece deniz suyu cekmek istemeyen ucak denize iner (yangin bolgesine en yakin yerde) ve bir tanler veya pompa yardimi ile kısa surede ikmali yapilir. Bu operasyon uzerinde dusunuldukce gelistirilir ancak yanıp giden ormanlar geriye kolay kolay gelmez. Bu ormalar cok ama cok kıymetli ama 10 ucaklik bir filo’nun 35 milyon dolarlik maliyeti salak salak fubolculara senede 200milyon dolar para harcayan futbol takimlarinin butcelerinin yaninda nedirki? Ucaklarin isletmeleri milli bir servet adina yapilan koruma programinda cokmu zor olacaktir? Zaten her sene kira icin butce ayrilan bir is icin THK’nin hazir pilotlari, Hava kuvvetlerinin donem donem gorev alabilecek pilotlari icmi yoktur? (Stuart Kline bu konuda THK’nin yardimi olabilecegini soylemisti). Tum bunlara yanan bir ormanin yeninde orman vasfini kazanabilmesi icin haracanak emek ve parayida eklerseniz sizce hesapli olan hangisi? Turkiye’de benim kabul ettigim bir kural var. Biz Turkler bir isi ya hic yapamayiz yada cilkini cikaririz. Boylesine onemli , milli servetlerin korunmasinda dahi kisisel cikarlarin once tutuldugu bir sistemde biz sesimizi ne kadar duyurabiliriz bilmiyorum ama en azindan kendi vicdanimizi bir nebze bu sekilde rahatlatiyoruz. Sadece bu konuda dusunmeyi kendimize vatandaslik gorevi ve sorumlulugu olarak yakistirabildigimiz icin.
Hakan737Guven virt.capt.pilot/virt.air traffic contr.
|
messerschmitt
üye
 
Turkey
66
Cevap |
Gönderilme Tarihi - 20/07/2003 : 08:29:51
hakan bey, duyarlılık ile yazmış olduğunuz yazı için teşekkürler.benim katılmadığım bazı noktalar var belirtmek istiyorum:"Ormanlarimiz cayir cayir yaniyor. Birinci neden yeterli mudahale yok. İkinci neden arazi satisi ile ilgili yasa tasarisi, ucuncusu bu konuda hicbir zaman ciddi bir otoritenin Turkiye ormanlarini korumak anlaminda olmamasi." demişsiniz. ormanlarımızın yanmasında birinci neden yeterli müdahele olmaması değildir.birinci neden sorumsuz duyarsız insanlarımızın ormanları yakmasıdır.hatta kasten yangın çıkarılmasıdır.dünyanın hiçbir yerinde ormanları 24 saat dolaşıp gözetebilen bir sistem yoktur, mümkünde değildir.ormanın kapısı bacası yokki başına bekçi koyalım girip çıkanı denetleyelim.isteyen herkes rahatlıkla gidip orman yakabilir.yangınların %90'nı ve hatta biraz daha üstü, insanların tedbirsizlik ve dikkatsizlikleri nedeni ile çıkmaktadır.doğal olarak orman yangını sadece yıldırım düşmesinden, camların mercek görevi görmesi falan hikaye.çok zor olacak bir şey o.kaldı ki ormanda cam şişenin ne işi var?o da insan sorumsuzluğuna giriyor.ülkemizde orman köylüsü diye bir şey var.soruyorum size orman köylüsü ne iş yapar?ben söyleyeyim:gider ormandan ağaç keser,kışlık yakacak ve bilimum odun ihtiyacını ormandan karşılar.arıcılık bilmemne hikaye.keçi yetiştirir sürü halinde.bazen bu sürüler 100 rakamını kat kat geçer.bu keçi denen hayvan, blmeyen varsa söyliyeyim, çam pürçüklerine(iğne yaprakları) ve taze fidanlara bayılır.afedersiniz, ormanın anasını siker. tabii bunlar hep nedir; cahillik ve ondan da öte yoksulluk sefalet.bunlar var oldukça bu işte böyle gider. ikinci neden olarak belirttiğiniz arazi satışı ile ilgili yasa tasırısı yani 2B olarak adlandırılan orman vasfını kaybetmiş arazilerin satışı.bu konuda da yanlışınız var.zira bahsi geçen yasa medya aracılığı ile çarpıtılmış, orman bakanının bizzat çeşitli tv kanallarındaki açıklamaları ile anlatılmaya çalışılmıştır.yasanın çıkmasından itibaren gözetilecek tarih, yasanın çıkış tarihi değil 1981 yılıdır.yani 1981 yılından sonra orman arazisine yönelik yasa dışı uygulamalarda bulunanlar cezalandırılacaktır.ayrıca orman yangını çıkan yerler yangın söndürüldükten sonra üzerine villa dikmek yerine dozerlerle sürülüp fidan dikmek, tohum atmak sureti ile yeniden yeşillendirilmeye çalışılmaktadır.türkiye'nin belkide en çok, en zor koşullarda çalışıp en az maaşı alan ve göz önünde olmadıkları için sürekli görmezden gelinen sadece yaz sezonu orman yangınları sırasında hatırlanan orman genel müdürlüğü çalışanlarına haksızlık edildiğinide düşünüyorum.koskoca dağlar tek bir ormancıya(orman muhafaza memuru) emanet edilmektedir.yangın işçileri mevsimlik olup 4-5 ay çalıştırılmakta sonra işten çıkarılmaktadır.asıl orman çalışanları kentlerde düzgün asfaltlarda değil, dağlarda bozuk yollarda,kışın karın çamurun içinde, yazın tozun toprağın içinde çalışmaktadır."ah ne güzel keşke bende öyle olsam" diyen okuyucular buyursunlar gelsinler.çok değil sadece 1 ay bir orman işletmesinin misafiri olsunlar.bu işler hafta sonu günübirlik pikniğe gitmeye benzemiyor.gece 02 de ihbar gelir yataktan kalkıp göreve gidilir.başka hangi teşkilatta 24 saat göreve hazır beklenir, çağırılınca giyinip gidilir?asker bile nöbetleşe görev yapar.orman teşkilatı çalışanı eksik personel sebebi ile tatil bile yapamaz hele yazın mümkün değil.devletin çeşitli kuruluşlarında siyasi hesaplarla eş dost sokularak şişirilen kodrolar neden orman teşkilatına kaydırılmaz merak etmekteyim?"burada iş yok, zarar ediliyor,personel fazla" denilen yerlerdeki personeli orman teşkilatına kaydırmayı öneriyorum.ama şehir içindeki bölge müdürlüklerine değil.taşradaki asıl iş olan yerlere.ama korkarım buna kimsenin gücü yetmez. yinede asıl sebep ülkenin ekonomik çöküntüsü,işsizlik,yolsuzluk ve dünyanın gelir adaletsizliği en çok olan ülkesi olmamızdır!!!DİKKATİNİZİ ÇEKERİM!DÜNYANIN EN ADALETSİZ GELİR DAĞILIMI OLAN ÜLKEYİZ! bugün açıklanan rakamlarla eğer hortumlanmış olarak tabir edilen paralar devletin hazinesinde kalmış olsaydı dış borcumuz olmayacaktı!çünkü rakam ülkemizin dış borcuna eşit!!!ve elbette bir söndürme filosuda kurabilirdik, hemde istediğimiz uçaklarla.bazı vatan hainleri tarafından devlete dayatılan hurdalarla değil. biliyorsunuz ormanlar artık milli servet olmaktanda çıkmış dünya mirası olarak kabul edilmiştir.orman teşkilatının elindeki arazi araçları ve yangın söndürme arazözleri hep bu sayede dünya bankasının açmış olduğu kredilerle ucuz fiyatlarla temin edilmiştir. yinede herşeye rağmen son olarak belirtmek istediğim, orman yangınları akdeniz bitki örtüsünde "olabilir" kabul edilmiştir.kasıtlı yangınların önüne geçebilmek asıl önemi arz etmektedir.  |
hakan737
üye
   
Turkey
279
Cevap |
Gönderilme Tarihi - 20/07/2003 : 22:49:58
Messerschmitt, sende bashettigin konularda elbetteki haklisin benim bunlara karsi bir tez ortaya koymam zaten bunlarin bir Turkiye gercegi olduguna gore kesinlikle mumkun degil. Ama yinede aslinda farkli noktalardan ortustugumuz ama genel mantik cercevesinde birbirimiz tamamlayan goruslerimiz var saniyorum.Oncelikle yeterli mudahale konusunda ikimizinde farkli acilardan gorusleri var. Ancak sizin soylediklerinize kisa bir aciklama olarak sunu soylemem gerek. Turkiye'de yeterli mudahale bulunmamasinin nedenini zaten acikliyorsunuz. Mevsimlik isciler saniyorum her sene ayni kisiler degil ve orman yangini konusunda ne kadar deneyimliler? Orman yanginlari son birkac senedir degil senelerdir Turkiye ormanlarinda cikiyor. Makine parkuru ya yetersiz yada alinan en son araclar belirli merkezlerde ve yangin alanina intikalleri herhalde zaman aliyordur. Orman alanina baktigimizda havadan ve karadan mudahale ekiplerinin master plan cercevesinde yillar oncesinden planli ve programli bir sekilde egitilip gelistirildigini ben pek sanmiyorum. Bu olsa olsa Turk usulu "iste yangin iste kazmai yapcaginiz is orman ile yangin arasinda genis bir serit acmak yangin sicramasin" belkide. BEn bu calismalari yermek yada kucumsemek niyetinde degilim ancak sabretmekte bir yere kadar. Orman yangini gecirmis bolgelerden daha once gectinimi bilmiyorum ama benim onceki senelerde bir ay ara ile gectigim bolgelerin yok oldugunu gormek pek hos degil. Marmaris bolgesindeki yangin mudahale ekibinin merkezi Gokova Marmaris yolu uzerinde hemen hemen 1 saatlik yolun tam ortasinda bir yerde. Buradan kac km capli bir alana ayni anda nasil destek destek verilecegi ve bu bolgenin marmaris, gokova, fethiye, mugla civarina kadar orman bakimindan son derece yogun oldugunu dikkate alirsak bana gore mudahale yontemleri, kisi sayisi ve merkezleri olmak uzere son derece ciddi bir yatirim ve planlama gereklidir. Siz son derece haklisiniz bu kadar buyuk bir orman alani adim adim izlenemez. YOlun her 10 metresinde bir "yangin bolgesi, izmarit atmayin, ates yakmayin" ikazlarina ragmen tamamen kurumus igne yapraklar dolu yola hergun yuzlerce izmarit sallaniyor, duzinelerce piknik atesi yakiliyor. Burada mudahalenin yaninda otokontrol sistemininde vatandas olarak ozellikle bu ormanlik araziden ekemk yiyen koyluler veya orman koyluleri tarafindan gelistirilmesine yonelik calismalar belki bu eksikligin giderilmesinde buyuk fayda saglayacaktir. Bu konu sizin ve benim goruslerim ile hemen ayni ortak paydada , Turkiyenin eksikleri ve genel olarak kultur eksikligimizin nedenleri ile devam eder. İkinci konuda biraz iyi niyetli oldugunuzu dusunuyorum. 2B orman yasasi bana gore biraz fazlaca agdalanmis bir kilif gibi geliyor bana. 1981'den beri orman arazisi vasfindan cikmis olarak kabul edilecek yasanin uygulama esnasinda cok kolay arazi plani degisikligi ile istenilen arazinin satisi noktasina gelecegine eminim. Yoksa bu ormanlar bilecikte, trakyada , karadeniz'de de mevcut ve nedense hep tursitik bolgelerde denizi cok guzel goren yerlerde cikiveriyor! Ben birkac sene once icmimar olarak bir bankada calisiyordum ve gorev bolgem ege'de aliaga'dan Guneyde Marmaris-Fethiye'ye kadardi. Manisa, Turgutlu-Soma-Aydin bolgeleride cok ciddi orman bolgeleridirler. Sozu uzatmayacagim bodrumda , marmariste , fethiye'deki yangin alanlarini mesleki olarak gozlemledigimde rant kaynagi olabilecek yerlerdi. Benim görüsüm dogru veya yanlis 1981'den bugune satisa verilecek araziler sehir ici alanlar degildi. Zamanla sehirler buyudu ve sehir yerlesim siniri icine girdiler. 20 denedir bu alanlar nasil olupda tekrar ormana kazandirilamadi hayret ediyorum. Ben bu isin cok guzel bir duzmece olduguna inaniyorum. Orman bakanligi web sayfasinda kanun ballandira balladira anlatilmis resimler ile ornekler verilmis ve muhtemelen hakli olduklari ve is isten gecen arazilar oldugu kadar bugun , gecen sene, ondan onceki senelerde "vasfi kaybettirilmis" arazilerde arada kaynayip gidecek. Bugun eger bir kisinin yeterli nufuzu ve parasi var ise yesil alan gorunen arazisini imarli alana cevirtmesi birkac telefona ve banka hesabina bakiyor. COk zor degil. Sizin paragrafinizin devamindaki mevsimlik orman iscilerinin yasam sartlari acikcasi beni cok ilgilendirmiyor, sizide ilgilendirmemeli. Sonucta bizler vergi veren vatandaslariz. Bu vergiler devletin bize devlet olarak sorumlu oldugu hizmetleri yapabilmesi icin gerekli. Bunun icin yasama ve yurutme organlari, kurum ve kuruluslari mevcut. Bizler, bizden talep edilen vergilerimizden alinan paylar ile bu kurum ve kuruluslarin basindaki kisilerin maasini oduyoruz, ulke ve vatandas adina sorumluluk bilincinde kararlar alabilecek yoneticilerin olmasini umit ediyoruz. Burada gorev onlarin ve bizim beklentimiz "yonetici "vasfinda olanlarin sorun cozucu ve uretken olmalari. Bu ulke her sene butcesini yaparken bana sormuyor bu ise ne kadar para ayiracagim diye. O zaman ucus okullari ile anlasirsin, yakit parasinin bir kismini verirsin, potansiyel orman yangini alanlari uzerinde ucmasini saglarsin ve nispeten risklerini azaltirsin. Orman alanlarinin tahribati ile ilgili ciddi yaptirimlar-cezalar koyup, piknik ve ulsual park halinde daginik degil toplu olarak "tesis" insaa edersin. Benim secmedigim , oy vermedigim, dusuncelerini paylasmadigim onlarca partiye hazineden para yardimi yapilmaz ve buradan kaynak elde edilir vsvs bu uzarda uzar. Sonucta bizler bu isler icinde para oduyoruz ve kalici saglikli cozumlerin beklentisi icinde olmak en tabii hakkimiz. Ancak Turkiye'de isler o kadar savsaklanarak yapiliyorki bir isi on kere yapan bir millet oldugumuz icin onceden tedbir alip riskleri ve maliyetleri azaltmak gibi bir devlet politikamiz hic olmadigindan iki yakamiz bir araya gelemiyor. Bu ne sizin nede benim kabahatim ve ulkedeki gelir dagilimi adaletsizliginin sorumlulari bizler degiliz. Biz kibrit alirken otobuse binerken telefon ederken hersey ama hersey icin bu hizmetlere karsi vergimizi veya uzerimize duseni oduyorsak gelir dagilimi adaletsizligini 50 yildir basimizda olup hala gitmeyen zihniyetlere sormak cok daha dogru olur. Birileri kendine fayda saglamayi amac edindigi surece her yil katlanan turistik beton yiginlarini, kaybolup giden ormanlari, kirlenen denizi, koylesen kentlerimizi, 24 saat calistigimiz halde duzelmeyen eknomiyi sineye cekmeye devam ederiz. son olarak dusuncelerinize kesinlikle karsi degilim, sadece farkli yonlerden bakiyoruz ve dusuncelerinizi bende benimsiyorum. saygilarimla not: aradaki "sen"li bolumler sizi kasdetmiyor, sadece anlatirken oyle icap etti.yanlis anlasilma olmasin
Hakan737Guven virt.capt.pilot/virt.air traffic contr.
|
messerschmitt
üye
 
Turkey
66
Cevap |
Gönderilme Tarihi - 23/07/2003 : 19:37:17
mevsimlik yangın işçileri sözleşmeli işçiler olup her sene aynı kişiler işbaşı yapmaktadır.zor ve meşakatli bir iş olduğu için devletin arpalığı olan kuruluşlardakinin tersine buralarda adam eksikliği vardır.aynı sebepten ötürü yeni işçide alınmadığı için personelin yaş ortalaması oldukça yüksektir.personel deneyimli olmasına rağmen, okuldan çıkıp gelmiş bazı yeni şeflerin(orman mühendisi) yada eski, ne oldum delisi, zihniyetli müdür ve diğer idarecilerin yanlış emirleri ile zaman zaman yanlış işler yapılmaktadır.orman mühendisleri 4 aylığına yangın idarecisi olup çıkıvermektedir?bunun için zaman zaman seminerler,toplantılar ve teşkilat içi eğitimler yapılmasına rağmen çoğu göstermelik olarak kalmakta, bu toplantıların sonunda felekten birer gece çalınarak stres! atılmaktadır.makam araçları kimi işletme müdürlerinin 1998 toyota-land cruiser olup geçen sene öğrendiğim fiyatı 67 milyar türk lirasıdır.klimalı makam odasında hergün ayrı bir yerel siyasi idareci, parti başkanı ile yoğun(!) çalışmalar(!) yapan sayın, ulu, yüce idarecilerimiz elbette bu yoğun iş temposuna ayak uydurabilmek için her şeyin en iyisini hak etmektedir.benim teklifim cherokee yada hummer jipler alınmalı, idareciler daha hızlı ve iyi şekilde görevlerini icra edebilmelidir.ayrıca büyük sıkıntılara göğüs geren sevgili bürokratlar her yıl topluca havaii bahama yada arzu eden tahiti gibi tatil mekanlarına devlet tarafından günlük 500 dolar harcırahla yollanmalıdır.neyse asıl yangın konusuna dönelim. yangın ekipleri genelde işletme ve şeflik merkezlerinde bulunmakta ve bazı ekiplerde ve özellikle yangına hassas noktalarda orman içindede bulunmaktadır. yangın ekipleri 2 parçadan oluşmaktadır.ilk ve asıl önemli işi yapan arazöz ekibinin bulunduğu araç 4x4 özellikte 3 ton su taşıma kapasiteli ve ayrıca köpük tankıda bulunan 2000-2001 model renault-midliner tipi kamyonlardır.şoför hariç önde 2 arkada 2 toplam 5 kişilik araçlardır.1 kişi aracın arkasındaki pompayı kontrol ederken diğer 3 kişi hortum açmakta ve tabancayla su sıkmaktadır.bu ekip eğitimlidir ancak yukarıda bahsettiğim bir takım amirlerin bağırıp çağırıp ortalığı velveleye vermesi nedeniyle zaman zaman işlerini doğru dürüst yapamayabilirler.başınızda ha babam "şunu yap bunu yap çabuk ol!" türü emirler sarfeden birisi olduğunu düşünün.en iyi bildiğiniz işi en sakin anda dahi şaşırırsınız! ikinci ekip piyade olarak tabir edilen yaya ekiptir.bunlarında sayılarına göre bir intikal araçları vardır, genelde sezonluk kiralanan minibüslerdir.bu ekibin teçhizatı dal ve çalıları kesebilmek için birer tara(kama benzeri ucu kıvrık büyükçe bıçak), tırmık, el feneri ve mataradır.ayrıca bu ekipte en azından bir adet odun motoruda bulunur.arazözün çıkamadığı dik kayalık alanlarda özellikle yaya ekibinin büyük faydası vardır. arazöz ekibinin gaz maskeleri kaskları ve eldivenleride vardır, piyadenin yoktur.arazöz aracı bazı ekiplerde mercedes olup daha kullanışlı olduğu söylenmektedir. yangınlar, genellikle yangın gözetleme kulesinde bulunan personelin telsizden vermiş olduğu duman ihbarı ile belirlenmekte ve müdahele edilmektedir.son yıllarda cep telefonunun yaygınlaşmasıyla da vatandaş tarafından yangın ihbarları verilmektedir.hortumlamalardan kalan kısıtlı devlet bütçesinden orman teşkilatına ayrılmış bütçe ile oluşturulmuş yangın ekipleri sayıca el verdiği ölçüde ihabrı alır almaz araçlarına koşup derhal hareket etmekte ve olay yerine zaman zaman acele ve heyecandan trafik kazası geçirerek(ölen yaralanan her yıl var) varmaya çalışmaktadır.bu araçlarına koşma işi kesinlikle doğrudur hatta fırlıyorlar dahi diyebilirim.bazı ekiplerin alarm sireni(var böyle birşey) çaldıktan sonra 25 saniyede yola çıktıkları görülmüştür. ayrıca teşkilatın kendi dozer ve greyderleride mevcuttur.kışın orman yolların yapan dozerler ve yaza yakın yangın şeritlerini temizleyen greyderler haziran ayı başından ekim ayı sonuna kadar işletme merkezlerinde tutulmakta mümkün olduğunca herhangi bir yere işe gönderilmemektedir.ayrıca dozerleri yangın mahalline ulaştırmak için dozer başı birer tır'da mevcut bekler.yangın büyürse diğer teşkilatlardan(karayolları, varsa maden,baraj inşaat sahalarından) da dozer ve benzeri ağır iş makinaları istenir.ve her daim özellikle jandarma ilk olarak yangın ekipleriyle birlikte yangına koşmaktadır.duruma göre köylerden mükellef toplanarak vatandaşta yangına çağrılır.ancak köyden köye değişiklik gösteren bir yardım seviyesi mevcuttur.kimi köyden vatandaş kendi isteğiyle gelirken bazı köylerden zorla adam toplanır.bu da ne? diyecekler için açıklayayım:yangın anında jandarma yada polisin kanun gereği vatandaşı toplama hakkı vardır.gelmeyene para cezası verilir.böyle şey olur mu demeyin.yangın sadece devletin sorumlulğunda değildir.orman her zaman söylendiği gibi hepimizin malıdır.madem öyle, malın yanarken nereye kaçıyon hemşerim?orman yangını afet gibi algılanır ve ona göre hareket edilir.yada bir savaş gibi düşünün.seferberlik ilan ediliyor, nereye gidiyon aloo sana diyom!yani yoldan geçerken yangına durup müdahele ediyorsanız madalya beklemeyin.zaten bir vatandaşlık görevinizdir.onca ekip varken banane?ben vergi veriyom bu ipneler yiyo!şeklinde düşünenleri bir daha düşünmeye davet ediyorum.orman yangını bir savaştır.paranızı yiyende ordaki yangın işçileri ve jandarma erleri değil.tv'ye çıkıp şöyle ettik böyle yaptık diyerek sanki kendi yapmış gibi açıklamalarda bulunan, insanları manasız rakamlara boğan kişilerin eline tarayı tırmığı verip yangına yollamak gerekir diye içimden geçer kimi zaman.aynı şekilde bütün siyasileri ve semirmiş bürokratlarıda madenlere yollayıp taş kırdırmak gerekir.hayatlarında bir kere çalışmak neymiş, alınteri neymiş öğrensinler. "emir vermeden, emir almadan çalışmaktır yaşamak" demişti çetin altan.aynı zamanda bizim sorunumuz mesleksizlik diyor.tam tersine meslek sahipleri küçümseniyor hor görülüyor, bir ayakkabıcı ustası bir marangoz bir tamirci, ekmeğini kendi bilek gücüyle çıkaranlar hep yerden yere vuruluyor.kimse onlar gibi olmak istemiyor, gençlerin tamamına yakını kolay para kazanmanın peşinde. sebep?çok açık:yağma, talan,hırsızlık,dolandırıcılık devlet içinden çıkıyorsa, bunları yapanlar yaptıklarıyla kalıyor hemen hiç ceza almıyorsa, bu rezillikleri görüp meydanlarda haykıranlara bi araba sopa atılıyorsa elbette böyle olacak.ne bekliyordunuz ki? sevgili hakan sen istediğin kadar 24 saat çalış boşuna!makam sahibi olucaktın yanlış yapmışsın:) not:sen siz olayı önemsizdir,ince düşüncenizden ötürü teşekkür ederim.  |
hakan737
üye
   
Turkey
279
Cevap |
Gönderilme Tarihi - 23/07/2003 : 21:58:57
walla simdi ne diyeyim, "akil akildan ustundur" derler dogru soylerler. sizde yazdiklarinizda bastan sona haklisiniz. E peki ne olcak bizim 3.5milyon dolarlik yangin sondurme ucaklarimiz? kaynak olmadigi icin hicbir zaman olmayacak! dusunsenize 3.5milyon dolara kac tane makam araci alinir. Size benden daha yasamsal ,olayin icinden gercekci noktalara deginmissiniz, iyide yapmissiniz. Mantik, etik, beklenti ve gercekler sadece 3 konusmaya yetti. Benimki biraz artik devletin vurdumduymazligi fazlami geliyor ne isyan havasinda oldu. ama ikimizden baskada kimsenin bir kelam edecegi yok. Ucaklar gumburtuye gidiyor. Pazargunu istanbul uzerinde ucan bir dromader gordum, ya samandiraya ya sabiha gokcen havaalanina gidiyordu. o zman aklima bir daha geldi "tasima su ile degirmen donmez!" biz bu ormanlara en fazla 15-20 sene daha bakariz sonra da "eskiden buralar hep ormanlikti, zeytin agaclari felan vardi" diyiveririz. Benim bugun edremitten altinoluğa bir tane bile dogru duzgun kalmayan zeytin, elma agaclari icin dedigim gibi.guzel sohbet icin tesekkurler Hakan737Guven virt.capt.pilot/virt.air traffic contr.
|
messerschmitt
üye
 
Turkey
66
Cevap |
Gönderilme Tarihi - 26/07/2003 : 11:20:44
isyan etmekte çok haklısınız.bu zihniyetle bu iş yürümez.sohbet için bende teşekkür ederim.  |
|
|
|