ANASAYFA
Anasayfa | Forum Anasayfa | Profil | Kayıt | Aktif Konular | Arama
Kullanıcı İsmi
Şifre:
Şifremi bu bilgisayarda hatırla! 


Şifrenizi Unuttunuz mu?

 Bütün Forumlar
 GENEL KONULAR
 Kültür olarak havacılığımız
 Yeni Konu  Konuyu Yanıtla
 Printer Çıkışı Al
Sayfa: 
of 2
Yazan Önceki Konu Konu Sonraki Konu  
mertcevik
üye



136
Cevap
Gönderilme Tarihi - 23/05/2003 :  19:27:31  Profili Göster  Alıntıyla Brilikte Cevapla
Sevgili Tayyareciler,
İbn-i Sina 'nın bir sözü vardır,der ki üstat;
"Ey muharrir yazar yazmaya kamil olana dek oku..."

Ben havacılığa gönül vermiş bir vatandaş olarak (sekiz yaşımda bir hava üssünü gezerek başladı havacılık tutkum...) yabancı dil öğreninceye kadar ve yurt dışındaki kaynaklara erişene dek bir uçantürk bilirdim bir de bir var bir yok savunma sanayi dergileri onlarda da iki tane uçak fotoğrafı ardarda konuldu mu büyük velinimet olurdu...Bu sözlerime bakıp beni öyle 70 yaşında bir zat falan sanmayasınız genç sayılırım...

Peki neydi derdim de yazdım bunları size derdim şudur ki;bu memlekette yeterli sayıda havacılık yayını yok.Süreli ya da süresiz, peki niçin ve bu ne anlama geliyor?

Bu şu anlama geliyor;

Biz kültür olarak havacılığımızı yaşatamıyoruz dahası bir havacılığın uçmak,paraşütle atlamak,hoplamak,zıplamaktan ziyade yani bir eylemden ziyade bir kültür olduğunun yeni yeni farkına varıyoruz.Bu izlenimi nereden mi edindim bana toplam kaç adet türk havacılık tarihi kitabı sayabilirsiniz anılar ve biyografiler dışında???

Peki bana kaç değişik konuda çıkmış havacılık kitabı sayabilirsiniz???

Bir elin parmaklarını geçer mi? belki evet belki hayır...

Peki bunlardan kaç tanesine bugün piyasadan ulaşabiliriz???

Bakınız bugün piyasada ulaşılabilen toplasanız iki anı kitabı bir de sağolsun bir makina mühendisinin yazdığı genel teknik kitaptan başka havacılık kitabı yok!!!Uyanık geçinen bir amerikalı astsubay eskisiyle İstanbullu uyanık bir sahafın çıkarttığı ve adı var kendisi yok daha tanıtıldığı gün telif davalarına boğulan "Havacılık kronolojisi" kitabını saymazsak tabi...

Sahip olduğumuz kaynak adedi bu kadar artı internetten tayyareci sitesine ulaşabiliyoruz...

Peki kültür nedir ya da havacılık kültürü nedir?
İngilizlerin milletçe iki lakabı vardır biri 1500'lerde büyük Armadanın yenilmesinden beri "denizci millet" öbürü Britanya savaşından beri "havacı millet"...
Ne demek bu?
Bu yüzyıllar boyunca bu konuda bir gelenek sahibi olmuş,bu konularda kendi dili ve tarihini oluşturmuş ve bunları bugüne kadar muhafaza edebilmiş gelecek kuşaklarıda bunlarla doldurmaya hazır toplum demek...Söz konusu konularda o derece deneyim sahibi olmuş kendilerini o derece bu konulara
adamış ve dünyaya kabul ettirebilmişler ki adamlar bu konularla özdeşleşmiş...
Mesele bu ingiliz'in Spitfire'ı yapmış olmasının bugün teknik ve pratik anlamda hiçbir manası yok ama bugün Spitfire bir kilometre taşı olarak tarihlerinde yer alıyor.İşte mesele bu ve ulaşılması gereken noktada bu...
Biz acaba ne ölçüde bunun farkındayız???

****Şimdilik bir düşünün yazdıklarımı...bu yazının devamı gelicek ve zannedersem daha çoook uzuyacak ve çok ilginç noktalara ulaşıcak ve sanırım bazı arkadaşlar farkında olmadan bir yol haritası çizildiğini fark edicek...

Saygılarımla...

mertcevik
üye



136 Cevap
Gönderilme Tarihi - 27/05/2003 :  11:02:20  Profili Göster  Alıntıyla Brilikte Cevapla
Bir düşünün bugün Türkiye'de mevcut hava müzelerinin yurt dışındaki emsalleriyle karşılaştırıldığında durumu nedir?

Tam bir felaket sergi alanlarının çoğu açıkta ve korumasız,sergilenen uçaklar hakkındaki bilgi son derece kısıtlı hava kuvvetlerinden geçen uçakların ancak bir kısmı görsel olarak son derece kötü bir ortamda sergileniyor.İstanbul hava müzesinde ki Pezetsel'in durumunu gören var mı bilmiyorum ama Mehmet'in eline soba yaldızını vermişler, adam uçağın gösterge tablasını dahi boyamış...Zamanında Polonyalılar bu uçağı tek örnek olduğu için istemişler keşke verseymişiz adamlar bizim uçağımıza bizden daha iyi bakarlardı...

Düşünün bir Türk hava kuvvetleri II. Dünya savaşının bitiminde dünyada 5. sırada filandı.Çeşit olarak ise tam bir müze kuvvetiydi çünkü tarafsızlık gereği hem Birleşik Amerika hem de Avrupa ülkelerinden alım ve yardım yoluyla bir yığın uçak edinilmişti.Bugün bunlardan kaçı duruyor hepsi teneke diye hurdalıklardan çürütülmüş.Bir düşünsenize bugün Avrupa'da kaç hava müzesinde He-111,Spitfire,Fw-190 bir arada sergileniyor...Bu uçaklar farklı bayrakların altında Britanya üzerinde birbirine girerken bizim bayrağımız altında müşterek uçuşlar yapıyordu.Biz bu değerleri koruyabildik mi?
Hayır!!

Bugün Koç müzesi Türkiye'deki sanayi ve teknoloji birikimini ortaya koyması açısından müstesna bir örnektir...Koç müzesinde havacılık bölümüne bir bakınız Türkiye'deki havacılık birikimini görürsünüz...(tabi bu karşılaştırmayı Türkiye içinde yaparsanız olaya iyimser yaklaşabiliriz ancak bir de Avrupa'daki fen müzelerine bakarsak fark net olarak ortaya çıkacaktır.)

Dahası bunlar bizim iyi günlerimiz.Bakınız size havacılık tutkunu ve yaşı hayli ilerlemiş bir tanıdığımın 1970'lerde Gaziemir'deki (bugün olmayan) hava müzesine ziyaretini anlatayım;

Bu tanıdığım Söke'den kalkıyor İzmir'e sırf çoluğuna çocuğuna havacılık sevgisini aşılamak için geliyor.Müze'ye gidiyor ama giremiyor çünkü tüm pavyonlar kapalı ve dahi oradaki görevliler adamın müzeyi ziyaret etmesini istediğini öğrenince bir hayli şaşırıyorlar...Görevli subayın karşısına çıkarılıyor adama Söke'den geldiklerini söyleyince Subay da "Allah allah efendim siz ta Söke'den buraya müzeyi mi görmeye geldiniz?" diye şaşkınlığını gizleyemiyor ve bu defa kuşkuyla karışık pavyonları yanlarına bir Astsubay verip dolaştırıyor tabi dedik ya pavyonlar kilitli astsubay özenle her pavyonun kapısını onlar çıktıktan sonra kilitliyor.Fotoğraf çekmek ise YASSAK!!-mazallah casus falan olur ya!-Ve astsubay bakıyor ki bu tanıdığım çocuklarına özenle oradaki her uçağın özelliklerini anlatıyor,"siz Hava Kuvvetlerinden misiniz?"diye soruyor. Cevap olumsuz olunca ise o da kuşkuyla tanıdığımı süzmeye başlıyor...

İşte efendim bizim müzeciliğimiz ve hava kuvvetleri mizin kurduğu müzeyle daha o zamandan havacılık kültürümüze katkıları...

Tanıdığım bunları anlatırken şunu eklemeden edemiyor;"Yahu oraya bir C-47 koymuşlar yanına bile yaklaştırmıyorlar acaba bu adamlar aynı uçağın Sovyetlerde de üretildiğini bilmiyor mu?"

Görünüz ne acınacak hallerdeymişiz de ne daha az acınacak hallere gelmişiz...

Sayfa Başına Git

mertcevik
üye



136 Cevap
Gönderilme Tarihi - 27/05/2003 :  11:05:00  Profili Göster  Alıntıyla Brilikte Cevapla
DÜZELTME;

İlk mesajımda yolladığım İbn-i Sina'nın sözünü oldukça yanlış yazmışım yazıyı okuyan herkesten özür dilerim;
Doğrusu
"Ey mechul muharrir yazmaya kadir olana dek oku!"
olucaktı...

Saygılarımla

Mert ÇEVİK


Sayfa Başına Git

mertcevik
üye



136 Cevap
Gönderilme Tarihi - 27/05/2003 :  11:23:37  Profili Göster  Alıntıyla Brilikte Cevapla
Peki bir de diğer faaliyetlere yani müze ve kitaplar dışındahavacılık kültürünü oluşturacak aktif unsurlara bakalım;

Mesela TRT nin meşhur "Altın Kanatlar" felaketi...

Malumunuz biz havacılık faaliyetlerine en erken dönemlerinde başlayan milletlerden biriyiz.Dahası havacılık daha henüz bir ilim işi değil de kahramanlık işiyken Avrupa'daki cüretkar uçuşlar gibi bir uçuş hatta iki uçuş denememiz var...Meşhur İstanbul-Kahire uçuşumuz...

TRT'deki bir takım uyanıklar ve bazı "aklı selim" askerlerimiz tutmuşlar bu uçuşu canlandıralım, anısını yaşatalım demişler...Fikir çok güzel ama gelin görün ki Kayseri deki 2. hava-ikmal bakım komutanlığında yapılan uygulaması tam bir karikatür.Tamam bu fabrika turbo-prop platformlarda uzmanlaşmış engin deneyimlere ve geniş olanaklara sahip olabilir ancak bundan neredeyse yüzyıl önce uçmuş bir uçağın yeniden inşasıda bambaşka bir uzmanlık alanıdır Avrupa'da sırf bu işte uzmanlaşmış teknikerler,mühendisler vardır ve bu iş için ayrı atölyeler kurulmuştur...Dahası projenin basına tanıtımında Hava Kuvvetleri komutanı Ergin Celasun Paşa çıktı uçağın(karikatürün) aslının aynısı olduğunu söyledi(ya da ona söyletildi)...Tam bir felaket...

Yahu bu memleketin bir askeri tarih arşivi var bu memlekette şüphesiz bu konuda uzmanlaşmış subaylar var (en azından dünyanın diğer modern ordularında var...)
koca Hava Kuvvetlerinde kimse dönüpte ne bu rezalet diyemedi mi o kadar üst rütbeli asker var hiç biri de mi bu konunun farkında değil ya da bu konu bu derece önemsiz mi? (Tıpkı Hava şehitleri hakkında yalan yanlış haberler çıkmasının önemsizliği gibi...)

Eğer cevabınız olumlu ise biliniz ki bu millet havacılıkta ancak ve ancak Galata Kulesinden kendini kanat takıp atıcak seviyede olabilir. (Atıcak diyorum dikkat ediniz Hezanfer in seviyesi bile değil o uçmuştu en azından...)

***Yazımın devamı inatla gelicek...
Bir dahaki sefer THK'na sataşacağım...

Saygılarımla...

Mert ÇEVİK

Sayfa Başına Git

hakan737
üye


Turkey
279 Cevap
Gönderilme Tarihi - 28/05/2003 :  00:03:08  Profili Göster  Ziyaret hakan737'ın Anasayfasını  Alıntıyla Brilikte Cevapla
Mert notlarini ve dusuncelerini keyifle okuyorum ve bircok konuda ortusebildigimiz bir konuyu dile getirdigin icin memnunum. Ancak saniyorum yazarken sende sinirlerine hakim bazen olamiyorsun benim gibi :) eminim dislerini sıkıyorsundur :)
Altin kanatlar ile ilgili kucuk bir duzeltme yapmak istiyorum. Bu proje ilk ortaya ciktiginda grup olarak haklı bir sekilde anlamini degil uygulanış seklini , yontemini protesto etmistik. Ucube olarak adlandırdığımız meşhur "ultralight"'ın belgeselde kullanılacağı bizim havacılık anlayaşımızın hala memur zihniyetinde oldugunun kesin bir göstergesi idi. Neden, nasıl bilinmez ama burada bahsi geçen bazı öneriler bu belgesele bir şekilde yansımış olsa gerekki 19 Mayıs'da seyrettiğimde ucube ultralight'ımız yerine bir Bleriot tayyaresi ucuyordu. Bir kaç sortilik uçuşların arka arkaya eklenmesi ile hava görüntülerinin tamamlanmasına ve aslında iki farklı uçak ile yapılması gereken tarihi uçuşa rağmen yinede ekranda "ucube"mizi görmemiş olmak yanlış hesabın Bağdat'dan dönmesine benziyor. (Bleriot'un tamamen doğru bir seçim oldugunu değil nispeten eldeki imkanlar ile hiçyoktan iyi oldugunu söylemek istiyorum)

yazılarının devamını merakla bekliyorum.

saygılar


Hakan737Guven
virt.capt.pilot/virt.air traffic contr.
Sayfa Başına Git

mertcevik
üye



136 Cevap
Gönderilme Tarihi - 28/05/2003 :  12:57:34  Profili Göster  Alıntıyla Brilikte Cevapla
*hakan bey inanin dislerimi sikmaktan agzimda dis kalmadi ama sanirim bu sadece disçilere yariyor :)


Sayfa Başına Git

mertcevik
üye



136 Cevap
Gönderilme Tarihi - 28/05/2003 :  13:16:38  Profili Göster  Alıntıyla Brilikte Cevapla
Sevgili Tayyareciler,

Sanirim havaciligimizi kültür olarak yasatabilmemiz için bize gerekli olan son unsurumuz eksik kaldi o da;sivil havaciligimiz.

Peki niye sivil havaciligimiz?

Askerlerimiz,hava kuvvetlerimizle de havaciligimizi yasatamaz miyiz?Üstüne üstlük bu kuvvet dünyanin sayili hava kuvvetleri arasindayken,yatistirdigi ve yetistirecegi bir yigin insan varken ve dahi elinde oldukça genis olanaklari varken ne demeye illa da sivil havacilik???

Su demeye;
Bakiniz size önce kisa bir öykü daha dogrusu bir olay anlatayim takdiri size kalsin;

Almanya bizi de yaninda çektigi 1. Dünya Savasindan yenik çikinca müttefikler birakin Almanya'da askeri havaciligi yasatmayi askeri mars çalinmasina dahi izin vermeyen Versay'i imzalatti.Bir anda ilim meselesi haline gelen havacilikta Fransa ve Ingiltere yeni yeni denemeler yaparken bunlardan çok daha hizli ilerleme sansi olan Almanlar bir anda bu dali kaybetme ihtimaliyle karsilasti.(Size yarin müttefiklerin Almanya'da müsaade ettigi resmi üretim rakamlarini sunacagim...) Ve dahi sportif amaçli havaciliga dahi kisitlamalar getirildi.Fabrikalar bir anda issiz kaldi.Hatta baska bir yazimda bahsettigim gibi yüksek potansiyellere sahip Junkers gibi havacilik devleri bu potansiyeli Rusya,Türkiye gibi ülkelere tasidi.

Peki bu adamlar ne etti de II. Dünya savasina tartismasiz Dünya nin en iyi hava gücüyle girdiler.Bu konuda o dönem yapilan çalismalar ve tutulan notlar bizi ilginç noktalara çikariyor.Öncelikle askeri havacilik faaliyetleri durdugu için tamamen sivil havaciliga yönelinmis.Gençler havaciliga spor olarak özendirilmis ve bu kapsamda planörden parasüte,hava akrobasisine kadar pek çok dalda gençler yetistirilmeye baslanmis bu açidan havaci bir nesil yetistirilmeye muvaffak olunmus.Dahasi teknik anlamda fabrikalar askeri degil ama sivil olarak havaciligini gelistirmeye yönelmis,ülke içinde yapilamayan çalismalar yurtdisinda yapilirken ülke içinde de teknik sivil havacilikta gelismis.Bu konularda devlet düzenleyici rol oynamis ve özel sektörün battigi noktalarda imdada yetismis.Hem de Almanya'nin en berbat döneminde...

Peki tüm bunlarin meyveleri;Almanya 1939 da Ispanyol iç harbinde savas deneyimi kazanmis as pilotlarla savasa girdi.Messerschmit Me-108 uçagini gelistirdi bu türünün en iyi örnegi sivil model daha sonra savasin yaman avcisi Me-109 un temelini olusturdu.Basta ne kadar zararsiz ve basit görünen ancak sonuçlari Almanya'ya hava üstünlügünü getiren bir gelisme...Ve bunu yapan Almanya bu mucizeyi ancak 7-8 yilda gerçeklestirdi.Bu mucizeyi mantikli temellere oturtan tek etken ise sivil havaciliga verilen önem.

Bir de bize bakalim;


Sayfa Başına Git

mertcevik
üye



136 Cevap
Gönderilme Tarihi - 28/05/2003 :  13:43:25  Profili Göster  Alıntıyla Brilikte Cevapla
Peki biz ne ettik?

İlk adı İstanbul Tayyare cemiyeti olan ve Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşundan sonra Türk Tayyare Cemiyeti olan bugünkü Türk Hava Kurumu'nu kurduk.Amaç Almanya ile tamamen aynıydı Türk milletini havacı millet yapmak bu konunun isim ve fikir babaları arasında bulunan ve cemiyet için hayatını adamış olan Vecihi Hürkuş memleketi kendi tasarlayıp inşa ettiği Vecihi-14 tayyaresi ile dolaşmaya başladı.Ve dahi bu Türkiye seyahati sonunde toplam 200 uçak alınabilecek kadar para bu fakir milletin cebinden çıktı.Ülke adeta havacılık çılgınlığı yaşamaya başladı her köy,kasaba,şehir hatta eşraf kendi adı verilmiş bir uçak uçsun diye hem hava kuvvetlerine hem de TTC'ne korkunç bağışlar yaptı.Düne kadar paça jelatiniyle uçak uçurmaya çalışan koca cepheyi 2-3 kırık dökük uçakla tutmaya çalışan Türkler bir anda havacılık konusunda ciddi adımlar atmaya başladı Dünyanın ilk kadın harp pilotu Sabiha Gökçen'i yetiştirdik,yine aynı dönemde Bedriye Gökmen Bacı Türkiyenin ilk sivil kadın pilotu yetişti.Aynı dönemde ATATÜRK'ün emriyle Vecihi Hürkuş planör konusunda deneyimli Ruslarla beraber Ankara'da bir sivil havacılık okulu kurdu daha sonra bu okul yine Vecihi Hürkuş tarafından yapılan tetkikler sonucu Eskişehir'e taşındı.TOMTAŞ kuruldu ve çivi üretemeyen Türkiye uçak fabrikası sahibi oldu.Aynı anda ileride gelişmesi planlanan sanayi için sanat okulları kuruldu ve bunlar ilk Türk kalifiye işçilerini yetiştirdi.Türkiye üniversite kavramıyla tanıştı yurt dışında ve memlekette yetişen teknik personel ve mühendisler askeri fabrikalarda uçaklar tasarladı ve prototipler yaptı.Çok sonraları Nuri Demirağ bugün ülkemizde olmayan bir şey yaptı;hür teşebbüs bir uçak fabrikası kurdu dahası yanında bir de havacılık mektebi attı.

Türkler sonunda kanatlanıyordu ve tüm fakirliğe 10 yıllık savaşın tüm yıkımına karşın uçacaktı ta ki birileri kalkarken ayağına çelme takana dek...

Önce ilk darbe bu konuda en aktif insan olan Vecihi Hürkuş'a indirildi...Her girişimi engellendi bu uğurda hapse atıldı,dalga geçildi Çekoslovakların türünün en iyi örneği dediği uçağı mühürlendi ve sonunda kurduğu kurum onu Almanya'da yüksek dereceyle bitirdiği uçak mühendisliği eğitiminden döndükten sonra VAN'a atıyarak ona ihanet etti.Daha sonra aynı kurum yine kendi bünyesinde yetiştirdiği atamız sayılan değerli havacıları birbirine düşürerek veya ayaklarını kaydırarak yaptıkları değerli çalışmaları söndürdü.Dahası bu kuruşluşu kolluyacak ve geliştirecek olan Devlet bu uçmak için kurulan bu kuruluşun uçak uçurmasını yasakladı.Sivilden havacı olmaz kompleksiyle kurumu boğmaya çalışan hava kuvvetlerinin eline teslim edilen kurum millete havacılığı sevdireceğine millet havacılığa alakasız kalsın diye elinden geleni ardına koymadı.

Kendisini,tarihini,anasını,babasını,varoluş felsefesini onu var edenleri,her şeyi reddederek kısır çıkar peşinde koşan hainlerin elinde eridi gitti.

Ve biz herşeyi kaybettik.

Sayfa Başına Git

mertcevik
üye



136 Cevap
Gönderilme Tarihi - 28/05/2003 :  14:02:28  Profili Göster  Alıntıyla Brilikte Cevapla
Ben bu değerlendirmeleri korkunç bir buhran anında tamamen duygusal olarak mı yaptım? Eğer duygusallık vatanperverlik ise evet,eğer yalan yanlış bilgilerle önyargılarla yazı yazmaksa hayır...

Bu yazı Türk Hava Kurumu nun kara lekesi olan tarihidir,asla anılmayan veya anılmamış olan tarihidir.Bu konuda yazılmış tek kaynak yine Vecihi Hürkuş'un havada çeyrek asır adlı kitabıdır ancak hava harp okulunda okutulsun diye yazılmış bu kitap ancak kesilip biçilip kuşa döndürülerek okutulmuştur.Nitekim THK bu şahsı asla anmamış kurulan müzesinde bile THK'yı THK yapan bu adam hakkındakii döküman komik denecek seviyededir.Yani THK ve devlet kendi tarihini hatırlamak dahi istememektedir tıpkı TOMTAŞ meslesi gibi...ve daha niceleri...

THK faydalı işler hiç yapmamış mıdır?

Benim yakındığım şey THK'nın yapmadıkları değil yaptıklarının önünün kesilmesi veya yerinde sayması...Eğer THK işe yaramaz bir kurum olsaydı o zaman ben bu kadar laf salatasına gerek dahi duymazdım.

Hava Kuvvetlerinin bu konuda kompleksli olduğu konusunda ki fikrim ise ogün için sabittir ve değişmez.Ben hava kuvvetlerinin sivillere açılımını ancak 90 lı yıllardan sonra görüyorum.Bunun tersini idda eden varsa bana belgeleri veya faydaklanıcak kaynakları ile iddasını kantılasın nitekim hava kuvvetleri konusunda vardığım bu yargı beni hayli rahatsız ediyor.

THK'nın tarihi budur.Peki THK'nın bugünü ne alemde?

Sayfa Başına Git

mertcevik
üye



136 Cevap
Gönderilme Tarihi - 29/05/2003 :  09:34:37  Profili Göster  Alıntıyla Brilikte Cevapla
Hava kuvvetleri konusunda beyan ettiğim yargıyı hava kuvvetlerinde bu işe gerçekten gönül vermiş insanlar olduğunu göz önüne alarak düzeltmek istiyorum nitekim bu sitede de hava kuvvetlerinden çıkmış ve çok değerli katkıları bulunan insanlar var bu sebeple sözümü geri alıyor ve o insanlardan bu yazıyı okumuş olanlardan özür diliyorum...

Ancak Hava Kuvvetlerimizde bu komplekse sahip insanların sayısınında az olmadığı hakkındaki görüşüm inatla sürmekte...

Saygılarımla...

Mert ÇEVİK


Sayfa Başına Git

mertcevik
üye



136 Cevap
Gönderilme Tarihi - 29/05/2003 :  13:11:13  Profili Göster  Alıntıyla Brilikte Cevapla
Peki ya THK'nın bugünü?

Her şeyden önce şunu belirteyim;önceki yazımda geçen "herşeyi kaybettik" ibaresi kesinlikle bir ruhsal buhran anında yazılmış değil tam tersine gerçeğin ta kendisidir.Biz gerçekten o günlerde yapılan herşeyi kaybettik.O günkü çalışmalardan bugüne kalan tek miras;Vecihi Hürkuş'un anı kitabı,Uçantürk'te çıkan bir kaç makale ve çeşitli kişilerin kişisel çalışmaları.Tüm bunları göz önüne alınca "Biz herşeyi kaybetmiş" olmuyor muyuz???

Konumuza dönelim THK işte herşeyi kaybettiğimizi idda ettiğim o günlerde kurulan bir kuruluş peki bu kuruluş bugün sapasağlam ayakta neyi kaybettik?
Biz o günün Türk Tayyare Cemiyetini daha cemiyet kuruluşundaki anafikire aykırı hareket ettiği gün kaybettik,bugünkü kurumun o günkü kuruluşla uzaktan yakından alakası yoktur çünkü bugün o günkü ruhun zerresi yoktur.

Bugün THK kötü,işe yaramaz bir kurum mudur? Tabi ki hayır,İnönü kampı,Selçuktaki eğitimler,açılan kurslar,yetiştirilen gençler,iyi kötü havacılığın her alanına yapılan katkı,zirai ilaçlama ve diğer tüm hava hizmetleri,bunları göz önüne alarak asla THK yı lekeliyemeyiz,hepsi değerli sonuçları olan değerli çalışmalardır ve bu çalışmalarda emeği geçen herkes Türk Havacılığına büyük hizmetlerde bulunmaktadır.

Peki sorun ne? Sorun bu yapılan çalışmaların zaten kurumu ilk kuran insanlar tarafından öngörülmüş ve başlatılmış olması yani bu yapılanları yapacak kapasiteye zaten kurumun 1950 'lerin sonuna dek ulaşması gerekiyordu.Vecihi Hürkuş sadece 30'larda yaptığı bir yurt gezisiyle 200 uçak alıcak para toplandığını yazarken acaba kurumun bugün geldiği nokta büyük bir ilerleme midir?

Şu bir gerçek eğer birileri ilerliyorse siz yerinde saydığınızı ya da ilerlemeye çalıştığınızı idda edemezsiniz bu ancak kendini kandırmak olur.
Eğer birileri ilerliyorsa ve sizde ilerlemiyorsanız ancak ve ancak gerilersiniz çünkü zaman ilerleyen bir kavramdır bu durumda siz yerinizde sayamazsınız.Madem bu çalışmalar bundan 50 sene öncede yapılıyordu ve bunlara eklenen pek önemli şeyler olmadı o zaman çıktığımız sonuç kurumun sürekli gerilediğidir.

Herşeyden önce kurumu daha doğarken öldüren kısıt çıkar çevrelerinde herhangibir değişiklik olmadığı reddedilemez bir gerçektir.Bunun da en büyük kanıtı bizzat kuruma başkanlık eden "Atilla Taçoy" efendinin yolsuzluk iddalarıyla görevinden alınmış olmasıdır.Bildiğiniz üzere bu sebepten kurum son bir kaç senedir sürekli askerler tarafından idare edilmektedir.

Peki bu ne derece doğrudur?

HİÇ.Üniformasını çıkarmamış bir asker asla ama asla sivil bir kurumu sağlıklı olarak idare edmez.Bu kişi ordumuzda istediği kadar değerli bir kurmay olsun bu sonuç asla değişmez.Çünkü herşeyden önce sivil dünya ile askeriyenin dünyası apayrı iki dünyadır.Askeri ortamda bulunan bir kimse bulunduğu ortamı hiç şüphesiz doğası gereği yaşadığı sivil ortama taşıyacaktır.Oysa sivil hayatın rahatlığı ve esnekliğiyle askeriyenin mutlak itaate dayanan sıkı disiplininin çakıştığı noktadan icraat değil saçmalık çıkar. Eğer uygun olan ,kurumun asker kökenli bir yönetici tarafından yönetilmesiyse o zaman ya bu göreve atanan kişi üniformasını terk eder bu görevi sivil olarak yürütür ya da emekliye sevk olunmuş değerli bir generalimiz bu göreve atanır olur biter.Üniformalı bir kişinin bir siville anlaşabileceği tek ortam devlet zirvesidir.

Nitekim bir kurmay subayın komuta ettiği birliğe getirebileceği en büyük yenilik dahi belli bir kurallar dizisi çerçevesindedir.Oysa bugün kurumu düzelticek insanın kurumu adama benzetebilmesi için mevcut tüm tabuları yıkması gerekmektedir.Siz böyle bir tavrı üniformalı bir askerden nasıl beklersiniz,bunu yapıcak askeri orduda barındırmazlar herşeyden önce...

Bugün Savunma sanayi şirketlerine özellikle asker kökenli eleman alırlar bunun en büyük sebeplerinden biride askerin dilinden ancak askerin anlamasıdır.Ama bu alınan kişilerin derhal sivil ortama geçişi ve adaptasyonu sağlanır bu kişilerin ordu geleneğini sürdürmesi istenme çünkü herdaim bu sivil ortamda uyuşmazlık yaratır.Şimdi biz bu gerçekler göz önünde duruken yönetimi devralan askerlerden neyin düzeltmesini bekleyebiliriz ki.Her şey aynı tas aynı hamam,en fazla değişim "sayın başkanım" yerine "sayın paşam" diye hitapta ve birazda merkeze askeri disiplin gelmesinde olur.

Atilla Taçoy varken en azından Uçantürk filan çıkıyordu üstelik adam gibi yazılarla,ordu yönetime el koyunca ondanda olduk,THK'nın ne yaptığını dahi haber alamıyoruz.Neymiş dergi sadece abonelere yollanıyormuş.Yahu bu adamlar hala Türkiye'de posta kutusuna bırakılan dergilerin çalındığını bu yüzden kimsenin ele teslim olmayan dergiye abone olmak istemediğini bilmiyor mu???


Sayfa Başına Git

mertcevik
üye



136 Cevap
Gönderilme Tarihi - 29/05/2003 :  13:41:30  Profili Göster  Alıntıyla Brilikte Cevapla
THK bugün havacılık faliyetlerini tüm yurtta etkin olarak sürdüren,sürekli yenilenen bir değil bir kaç yerde hava okulu bulunan hatta uçak üreten ,uluslararası alanda bir otorite olmalıydı.Eğer THK'nın bir havacılık otoritesi olduğunu idda edicek varsa soruyorum;madem öylede memlekette bu kadar uçak kazasından sonra niye adam gibi bir havacılık otoritesi yok???THK nerede lafa kalınca "bizim yetkilerimize girmez" girmezde siz necisiniz? O halde memlekette sizden daha organize ve sağlam havacılık faaliyetleri yapan bir kurum var mı? Yok.Peki o halde niye ülkedeki"hava ulaşımını mutlak düzene sokacak somut bir girişiminiz yok?"Bu bir yetki ya da etkinlik meselesi değil vatana hizmettir, bunun seni beni yoktur.Ama THK nerede? "YOK"

Ne eğitici ne öğretici herhangibir kitap söz konusu değil, TÜBİTAK senelerdir piyasayı ucuz ve iyi bilim kitapları konusunda doyuruyor,THK havacılık kitapları konusunda ne yapıyor?Planör ve paraşütçülük konusunda (O da bir yerlere THK standı açılacak ta biz görüp alıcaz.) yazılmış bir kaç kitap dışında hiç bir şey mevcut değil.Piyasada rağbet yok deseniz,bu memleket acaba bilimsel insan mı kaynıyorda TÜBİTAK bu işi senelerdir sağlıklı olarak yürütüyor?

THK'nın uçağa ihtiyacı oldu gitti, Romanya'dan uçak aldı,nakliye ve yine zirai amaçlı artık her tarafı tir tir titreyen AN-2 ler kullanılıyor.Bunlardan misli misli iyisini yapabilecek kabiliyete haiziz,TAI bunu ZİU ile kanıtladı.Ama nerede talep,talep sarı çizmeli memed ağadan gelecek değil ya,gidip Romanya'dan uçak alan THK'dan gelmesi gerekiyor ama adamlar bırakın bizim şuna ihtiyacımız var demeyi var olana dahi kafasını çeviripte bakmıyor.Gittiler Pitts-2C akrobasi uçaklarını aldılar uçakları uçumayıp hangarlarda beklettiler sonrada bunlardan akrobasi uçağı olmaz dediler ihaleyle zararına sattılar.Sonra? Sonrası
malum adam izin verseler Boğaz köprüsünde loop yapıcaktı.Seneler evvel Kara Kuvvetleri 20 civarında* R-22 Robinson tipi eğitim helikopteri satın aldı,sonra bunlar ihtiyacı karşılamıyor denildi (Bu da ayrı bir tartışma konusudur.) THK'na devredildi.THK eline döner kanat sivil havacılığını başlatma imkanı geçirdi hani icraat ,helikopterlerin akıbeti bile belirsiz...


İşte size dünkü ve bugünkü THK...
İşte size Türkiye'de sivil havacılığın belkemiğini oluşturan kuruluş...

*rakam konusunda yanılabilirim nitekim yazıları tamamen aklımdan yazıyorum.

Sayfa Başına Git

mertcevik
üye



136 Cevap
Gönderilme Tarihi - 29/05/2003 :  13:42:44  Profili Göster  Alıntıyla Brilikte Cevapla
THK bugün havacılık faliyetlerini tüm yurtta etkin olarak sürdüren,sürekli yenilenen bir değil bir kaç yerde hava okulu bulunan hatta uçak üreten ,uluslararası alanda bir otorite olmalıydı.Eğer THK'nın bir havacılık otoritesi olduğunu idda edicek varsa soruyorum;madem öylede memlekette bu kadar uçak kazasından sonra niye adam gibi bir havacılık otoritesi yok???THK nerede lafa kalınca "bizim yetkilerimize girmez" girmezde siz necisiniz? O halde memlekette sizden daha organize ve sağlam havacılık faaliyetleri yapan bir kurum var mı? Yok.Peki o halde niye ülkedeki"hava ulaşımını mutlak düzene sokacak somut bir girişiminiz yok?"Bu bir yetki ya da etkinlik meselesi değil vatana hizmettir, bunun seni beni yoktur.Ama THK nerede? "YOK"

Ne eğitici ne öğretici herhangibir kitap söz konusu değil, TÜBİTAK senelerdir piyasayı ucuz ve iyi bilim kitapları konusunda doyuruyor,THK havacılık kitapları konusunda ne yapıyor?Planör ve paraşütçülük konusunda (O da bir yerlere THK standı açılacak ta biz görüp alıcaz.) yazılmış bir kaç kitap dışında hiç bir şey mevcut değil.Piyasada rağbet yok deseniz,bu memleket acaba bilimsel insan mı kaynıyorda TÜBİTAK bu işi senelerdir sağlıklı olarak yürütüyor?

THK'nın uçağa ihtiyacı oldu gitti, Romanya'dan uçak aldı,nakliye ve yine zirai amaçlı artık her tarafı tir tir titreyen AN-2 ler kullanılıyor.Bunlardan misli misli iyisini yapabilecek kabiliyete haiziz,TAI bunu ZİU ile kanıtladı.Ama nerede talep,talep sarı çizmeli memed ağadan gelecek değil ya,gidip Romanya'dan uçak alan THK'dan gelmesi gerekiyor ama adamlar bırakın bizim şuna ihtiyacımız var demeyi var olana dahi kafasını çeviripte bakmıyor.Gittiler S-2/a Pitts akrobasi uçaklarını aldılar uçakları uçumayıp hangarlarda beklettiler sonrada bunlardan akrobasi uçağı olmaz dediler ihaleyle zararına sattılar.Sonra? Sonrası
malum adam izin verseler Boğaz köprüsünde loop yapıcaktı.Seneler evvel Kara Kuvvetleri 20 civarında* R-22 Robinson tipi eğitim helikopteri satın aldı,sonra bunlar ihtiyacı karşılamıyor denildi (Bu da ayrı bir tartışma konusudur.) THK'na devredildi.THK eline döner kanat sivil havacılığını başlatma imkanı geçirdi hani icraat ,helikopterlerin akıbeti bile belirsiz...


İşte size dünkü ve bugünkü THK...
İşte size Türkiye'de sivil havacılığın belkemiğini oluşturan kuruluş...

*rakam konusunda yanılabilirim nitekim yazıları tamamen aklımdan yazıyorum.

Sayfa Başına Git

mertcevik
üye



136 Cevap
Gönderilme Tarihi - 29/05/2003 :  13:50:34  Profili Göster  Alıntıyla Brilikte Cevapla
Yazılarımda Pitts-2C olarak verdiğim isim yanlıştır uçağın asıl ismi S-2A Pitts
dir.

Saygılarımla
Mert ÇEVİK

Sayfa Başına Git

mertcevik
üye



136 Cevap
Gönderilme Tarihi - 30/05/2003 :  15:06:36  Profili Göster  Alıntıyla Brilikte Cevapla
Sevgili Tayyareciler;

Öğrendiğim kadarıyla THK uzay konusunda fizibilite çalışmaları yapmaktaymış,sanırım bu çalışmalar Hava Kuvvetlerine bağlı bir alt uzay komutanlığı ve "Türk Uzay Ajansı" çalışmaları ile beraber yürütülecek.Ancak ben bu çalışmaların sonucunu (somut olarak) görmeden laflara umut bağlama taraftarı değilim.Nitekim havacılık konusundaki yetersizliğin muhafaza edildiğini düşünüyorum.Dolayısıyla elle tutulur bir icraat olacağı konusunda pek umutlu değilim.

Dahası bana göre kurum, tarihinde yapılmış haksızlıkları ve yanlışları kabul etmedikçe doğrulabileceğine de asla inanmıyorum...

Sayygılarımla...
Mert ÇEVİK


Sayfa Başına Git

hakan737
üye


Turkey
279 Cevap
Gönderilme Tarihi - 30/05/2003 :  23:54:02  Profili Göster  Ziyaret hakan737'ın Anasayfasını  Alıntıyla Brilikte Cevapla
Sevgili MertCevik,

Yazmaktan ve konusmaktan artik bunaldigim konulari teker teker ele almani daha oncede dedigim gibi keyifle okuyorum cunku benim artik yazacak mecalim kalmamisti. Son olarak degindigin THK konusu basli basina Turk Havaciligininin bir derdi. Sanilmasinki THK ilk ve tek oldugu icin cok onemli bir kurum. Hayir, kurulus amacini ve misyonunu yillar once kaybetmis ve bir ara tekrar ayaga kalkmak uzere iken hala bazi pohpohlayici zihniyetin bu kurumdan ayrilmadigi icin neredeyse 50 yildir gorev defterine sadece "parasutcu-planorcu" yetistirmek yazan bir kurum. Yani koskoooooca bir balon. Eger hakikaten bu ise bu kadar onem verilse idi, bugun yurdun dortbir kosesinde mutlulukla havacilik faaliyeti yapan gencler, daha once aldiklari egitimler ile bu zevki cuz'i bedeller ile bulunduklari yerlerde yapabilen bir havaci toplulugu olurdu. Hakikaten misyonunu yerine getiren ve asan bir kurum olsa idi bugun havacilik akademisi adi altinda yuksek ogrenim veren uluslararasi akademik degeri olan bir universite olurdu. tum bunlara bagli olarak yurt sathina dagilmis sadece artik tabela subesi olan THK subelerinin faaliyet listelerine ucus okullari icraatlari eklenirdi. Tum bu yillarin deneyimi ile sivil amacli misyon , ticari bir getiri ile birlesir, yolcu ve cargo tasimaciligi hem gelir kaynagi hemde akademik egitimde havayolu pilotlugu icin erisilmez bir tecrube imkani saglardi. Zamaninda ucak ureten (basit bile olsa), tasarim gelistiren bu kurum fabrikalarini teslim etmez, mademki silahli kuvvetler'in hamiligi altinda, bundan istifade ederek sonuna kadar bu hakkini ve imtiyazini kullanarak havacilik endustrisinin besigi olan bu fabrikalara sahip cikardi.
Tum bunlari bir yana birakip daha elindeki olanaklara bakarak fizibilite raporlarni kendi cikarlarina gore duzenleyen, kendi mufettislerine onaylatan sonrada tum mal varligini salak bir ucak icin kaybedebilen, ve tum bunlara sak sakcilik yapan kisileri icinde hala barindiran bir kurum'un uzay arastirmalari neyine???? kardesim siz once 5-10 tane planor alinda, parasut kurslarini "aha ste bu parasut vaktiniz olursa bir kez atlarsiniz"'dan 5 atlayisa cikarinda, ucus kurslarini sanki herkesin zamani bol isini gucunu birakip 2 aya Ankara'da , Selcuk'da harcayacaklarina yerine ve gunun sartlarina gore verinde onsan sonra uzay'la ilgilenin!!! hay allahim yaa aksam aksam cildiricam yine.......



Hakan737Guven
virt.capt.pilot/virt.air traffic contr.
Sayfa Başına Git

mertcevik
üye



136 Cevap
Gönderilme Tarihi - 02/06/2003 :  10:53:12  Profili Göster  Alıntıyla Brilikte Cevapla
Türk Hava Kurumu gerçekten forum'da ele alınması gereken ayrı bir tartışma konusudur ancak ben burada meseleyi yeterince nakledebildiğime inanıyorum.
Nitekim Türkiye'deki havacılık serüvenimiz bu kadarla kısıtlı değil.Dün Hezanfer hava meydanında bildiğiniz üzere hava gösterileri vardı...Bu güzel gösteriler bana bir şeyi gösterdi,Türkiye'de bu saydıklarım dışında sivil havacılık faaliyetlerininde süregeldiğini.Bu durumda havacılık kültürümüze etki eden ya da katkıda bulunan faktörlere şahısların,öğrencilerin,üniversitelerin kurduğu havacılık kulüplerini de eklememiz gerekir.

Aslına bakarsanız bana göre asıl lokomotif zaten bunlar yani devlet kurumlarının yaptığı şey aslında bu insanları (yani bizi) beslemek...Yoksa devlet kendisi bu işe lokomotiflik etmeye niyetli olsa ben daha önce yazdıklarımı yutar üstüne bir bardak soğuk su içerdim.Bırakın bunca laf salatasını gık demeye dahi hakkım olmazdı.

Ancak bu söz konusu faaliyetler kişilere özel olduğu,organize olmadığı,yeterli para kaynağına sahip olmadığı gibi sebeplerle son derece sönük kalmakta.Ancak son zamanlarda göze batan bir takım faliyetlere rastlıyabiliyoruz.Bu faliyetlere modelcilikten,sanal havacılığa,pilotluğa,hava sporları meraklılarına,havacılık tarihi yazarlarına dek geniş bir yelpazeyi dahil edebiliriz.

Şimdi ben derdimi bundan sonra anlatmaya başlıyacağım ancak bütün bunlardan önce bir sonuç çıkarmak istiyorum;

Havacılık kavramı Türkiye'de kökü olan bir kültür olarak yerleşememiş,kavram olarak özümsenememiştir.Bunun olmaması için devlete bir takım çıkar çevreleri ellerinden geleni ardına koymamıştır.Önümüzde bu kavramı yerine oturtmuş batılı örnekler dururken bunun aksini idda etmek olanaksızdır nitekim bunun en büyük ispatı bugün piyasada havacılık üzerine adam gibi bir kitabın dahi bulunmaması,Kanatlar gibi bir derginin yeterli satış yapamadığı için habire baskı tarihini ertelemesidir.

Hatta ve hatta şu an tartışma olanağı bulduğumuz bu forumda dahi havacılığın ne olduğu hakkında fikri olmayan bedbaht arkadaşlarla aynı ortamı paylaşma şanssızlığına sahibiz ne demek istediğimi merak edenler Bülent Bey'in "Hava Şehitlerimize Saygısızlık" Tartışmasında "İletin" arkadaşımızın hava şehitlerimiz ve Mehmet Akif Ersoy'un şiirleri hakkındaki özlü düşüncelerine bakmaları yeterlidir.

Yani biz havalandığımız ilk günden bugüne hala Havacılık kelimesinin içini doldurabilmiş değiliz.

Saygılarımla
Mert ÇEVİK

**Yazımın devamı gelicektir kimse Türk havacılığına laf atıp kaçıcağımı sanmasın.

Sayfa Başına Git

mertcevik
üye



136 Cevap
Gönderilme Tarihi - 04/06/2003 :  07:30:06  Profili Göster  Alıntıyla Brilikte Cevapla
Şimdi durumu kendimce açıklıyabildiğimi sanıyorum,yani bugünkü etkinliklerin hepsi bir şeyler yapıyor ancak bunların hiçbiri ilk yola çıkarken edinilen amaca hizmet etmiyor.Yani Türk Havacılığı kavramına özünü veremiyor.

Gideceğimiz yeri hatırlıyalım;

Amaç;Türk Havacılığını hak ettiği yer olan Türk Tarihindeki yerini almasını sağlamak,bunun için herşeyden önce havacılığımızın günlük hayatımızın bir parçası olmasını sağlamalı yani benliğimize katmalıyız,bu ise ancak ve ancak havacılığımızı bir kültür değeri haline getirmekle olur.Peki bu nasıl olur?
Bu konuda süreli,süresiz yayınlar çıkartarak,piyasayı bu yayınlarla doldurarak,
havacılık etkinliklerini halka daha fazla yayarak,gençleri,çocukları bu konuda belli bir görgü,bilgi sahibi kılarak,Ülkede yapılan her havacılık etkinliğinin tüm ülkede öğrenilmesini ve iştirakini sağlayarak,Havacılık tarihi kavramını oluşturarak ve bu kavramı besliyecek müzeleri,arşivleri kurarak,Havacılığımızın sosyal alanların yanı sıra teknik alanlarda da sivil olarak üretkenliğini sağlayarak,sivil bir uçak fabrikası açarak,sivil hava pazarları için Ar-Ge faaliyetleri yürüterek ve ülkedeki belli sayıda teknik elemanı sırf bu alanda yetiştirerek,Ülkedeki her insanın bir defa olsun uçak denen nesne ile tanışıklı olmasını sağlıyarak.

Peki biz bu yere nasıl gideceğiz?

Bizim herşeyden önce vagonlarımız var,yakıtımız var ama bizi gideceğimiz yere götürecek lokomotife sahip değiliz...lokomotif olmak üzere kurulan kuruluşsa bugünkü heliyle ancak bir lokomotife yardımcı güç sağlıyabilir,çünkü kendisini güç bela götürüyor.

(Peki kurum düzelmez mi? Düzelmesine düzelir ama kurumun değişmesi için öncelikle devletin zaaflarından kurtulması gerek,bu durumda iş bambaşka boyutlara taşınıyor.Dolayısıyla THK'yı şimdilik unutalım ve devleti baz alan diğer tüm kuruluşları.)

Elimizde ne kaldı?
Bir bakalım;
-Üniversite ve alt seviye okulların havacılık kulüpleri
-Kişilerin kurduğu havacılık ve modelcilik kulüpleri
-Tüm bu kulüplerin dışında kişisel olarak havacılıkla ilgilenen havacılık meraklılarından oluşan bir insan potansiyeli...

Pek fazla bir şeymiş gibi gözükmüyor çünkü örgütlü değil,belli bir mali etkinliği yok ve belli bir amaca hizmet etmekten çok insanların hobilerini
pekiştirmek için var olan kurumlar ve kişiler.

Ancak burada potansiyel olduğu bir gerçek ve dahası bu elimizdeki tek potansiyel.İşte bizim yapacağımız şey bu potansiyeli kullanmak olmalı.

Size bir şey hatırlatayım;
Türk milli mücadelesinde Kuvay-ı Milliye'nin Ankara kontrolündeki ilk çekirdeği Eşref Kuşçubaşı'nın çiftliğinde Rauf Orbay'ın Çerkez Ethem'e teslim ettiği 15 atlı idi...Bunların yanı sıra çeşitli yörelerde bağımsız mücadele veren efeler ve çeteler vardı.Ancak bunların hepsi birbiriyle alakasız,irtibatsız yanlızca bir konuda ortak fikre sahip insanlardı.Mustafa Kemal önce Sivas sonra da Ankara'da milli bir hükümet kurduğunda ilk yaptığı iş bu çetelerin arasındaki irtibatı sağlamak,bunları birlik nizamına sokmak ve nihayetinde bu çeteleri birleştirip bir cephe kurmak oldu.Bu açılan cephe nizami kuvvetler kurulana dek işgal sürecini geciktirdi ve nizami ordunun kuruluşundan sonra ise olanlar malumunuz...

Tıpkı bu olayda olduğu gibi biz,Türkiye'de havacılığa gönül veren tüm insanlarden oluşan potansiyeli kullanmalı,ilk etapta zaten zaman içinde kendiliğinden oluşmuş bulunan nüveleri kendi kuracağımız bir kuruluşun bünyesinde birleştirmeli ve Türk Havacılığına özünü verecek olan,vagonlarımızı bu hedefe ulaştırıcak olan lokomotifi kendimiz oluşturmalıyız.

Benim size yukarıda bahsettiğim potansiyel belli bir nizamdan yoksun olarak kendi çapında mücadelesini bu amaca hizmet ettiğinin farkında olarak ya da olmayarak veren insanlar topluluğu.Ancak biz bu topluluğu belli bir nizama sokar,onlara bir baş atar ve asıl hedefe yönelinmesini sağlayacak tüm ülkedeki etkinlikleri bu amaçla organize edecek bir merkez koyarsak o zaman ihtiyacımız olan kuruluşu kendi ellerimizle kurmuş ve yıllar önce durma haddine gelinmiş noktadan yeniden harekete başlamış oluruz.
Saygılarımla
Mert ÇEVİK

(Durma haddi diyorum,durduk demiyorum çünkü bugün ben hala bir potansiyelden bahsedebiliyorsam bunun sebebi bizim azda olsa kişisel çabalarla ilerleyebilmiş olmamız.)
**Yazımın devamı gelicektir...

Sayfa Başına Git

mertcevik
üye



136 Cevap
Gönderilme Tarihi - 05/06/2003 :  15:40:26  Profili Göster  Alıntıyla Brilikte Cevapla
Bahsettiğim şeyin oldukça zor hatta imkansızmış gibi göründüğünün farkındayım,dahası pek çok deneyimli,kariyer sahibi kendini havacılığa adamış insan varken ve bunların kurduğu havacılık kulüpleri mevcutken bu sözleri söylemenin ne derece haddime düştüğüde tartışılabilir.

Ancak bildiğim tek bir şey var o da ya bu hedefleri önümüze koyup bir an önce çalışmaya başlamamız gerektiği ya da asla "Türk Havacılığı" diye bir kavramın var olmayacağı.Eğer siz bana Türk Havacılığı nedir dediğimde bir uçak gösteriyorsanız o uçağın diğer uçaklardan bir farkını göremediğimi söylerim,eğer bir grup insansa gösterdiğiniz size dünyada aynı vasıflara sahip pek çok benzer insanın var olduğunu söyleyebilirim.Peki ne olucak bizi biz yapıcak? Ne olucak Türk Havacılığını var edicek? Nedir Türk havacılığına özünü vericek olan?

İşte ben bu soruları kendime sorduğumda kendim dışında yabancı bir insana anlatıcak bir söz bulamadığım için haddimi aşma pahasına bu öneriyi sunuyor ve "Türk havacılığının var olmayacağı" gibi iddalı sözler sarf ediyorum.
Ve ben bu iddalı sözleri sarf ederken emin olunuz ki Atalarımın karşısında boynumu eğmekten kendimi alamıyorum.Bir Türk genci olarak gönül verdiğim alanda ülkeme faydalı olamamanın verdiği acıyı tek çeken insanın burada ben olmadığımı sanıyorum.İşte bu utanç ve bu utanca sebep olan etmenleri,tabuları aşma isteği bana size bu öneriyi getirme cesaretini veriyor.


Daha önce size havacılığımızın durumunu kendi bildiğim kadarıyla özetledim, bize, havacılara gösterilen hedefleri beyan ettim.Şimdi ise bu hedeflere ulaşmak için yıllardan beri süregelen savsaklık, cehalet, bilgisizlik, kararsızlık, iradesizliğin sonucu olarak neredeyse yerinde sayan havacılığımız için yapmamız gerekenleri (her ne kadar bunları herkesin bildiğine inansamda) söylüyorum.

Türkiye'de havacılığa gönül veren herkes tek bir organizasyon altında toplanmalıdır.Bana göre önce büyük şehirler sonra da ülkenin dört bir yanında etkin olarak havacılığımızın ilerlemesini sağlanmalıdır.

Bu anafikir çerçevesinde ben iki kavramla karşılaştım ;

1- Hedef;
"İstikbalimizi Göklerde Aramak"
Türk Havacılığını hak ettiği yer olan Türk Tarihindeki yerini almasını sağlamak,bunun için herşeyden önce havacılığımızın günlük hayatımızın bir parçası olmasını sağlamalı yani benliğimize katmalıyız,bu ise ancak ve ancak havacılığımızı bir kültür değeri haline getirmekle olur.Peki bu nasıl olur?
Bu konuda süreli,süresiz yayınlar çıkartarak,piyasayı bu yayınlarla doldurarak,
havacılık etkinliklerini halka daha fazla yayarak,gençleri,çocukları bu konuda belli bir görgü,bilgi sahibi kılarak,Ülkede yapılan her havacılık etkinliğinin tüm ülkede öğrenilmesini ve iştirakini sağlayarak,Havacılık tarihi kavramını oluşturarak ve bu kavramı besliyecek müzeleri,arşivleri kurarak,Havacılığımızın sosyal alanların yanı sıra teknik alanlarda da sivil olarak üretkenliğini sağlayarak,sivil bir uçak fabrikası açarak,sivil hava pazarları için Ar-Ge faaliyetleri yürüterek ve ülkedeki belli sayıda teknik elemanı sırf bu alanda yetiştirerek,Ülkedeki her insanın bir defa olsun uçak denen nesne ile tanışıklı olmasını sağlamak.

2-Tayyareci kimdir? Bunun için sayın "Fuat Ulaş" tan gelen bir mail soruma en güzel yanıtı oluşturdu;

"bızler yuregı kanatlı gencler olarak havacılıgı ıcımızde hısseden bır ucagın
ınısı yada kalkısı esnasında dıger ınsanların bakıpta goremedıgı
hıssedemedıgı mutlulugu huzuru ve sayamayacagım pek cok duyguyu bır
arada hıssedenler"


İşte bence kurulması gereken organizasyonun temelleri bunlar olmalı;

**yazım devam edecek...


Sayfa Başına Git

mertcevik
üye



136 Cevap
Gönderilme Tarihi - 05/06/2003 :  16:02:02  Profili Göster  Alıntıyla Brilikte Cevapla

***NOT;Dikkatimi sonradan çekti ben THK'dan bahsederken Etimesgut'ta kurulan uçak ve uçak motoru fabrikalarını hiç anmadım.Bu hatamdan dolayıyüzden özür dilerim.Hiç şüphesiz havacılık tarihimizin TOMTAŞ kadar karanlık bir sayfasıdır bu uçak fabrikası nitekim yaptığı işler TOMTAŞ'la kıyaslanamıyacak kadar güzeldir.Yapılan tasarımlar,prototipler,yurdışına "ihraç edilen" ambulans uçaklar (THK-2)...Tüm bunlar bugün bizim ah keşke diye iç geçirdiğimiz,bu forumda niye yapılmıyor diye birbirimizi yediğimiz işler.bu fabrikada yapılan birbirinden kıymetli projeleri saymak için yeterli vaktim yok ancak fabrikanın akıbeti hatırladığım kadarıyla Menderes'in tarım memleketi olmalıyız lafıyla beraber önce traktör motoru sonra da tekstil fabrikası oldu.Gerisini ise Allah bilir...

(Tabi bu kararın alınmasında Marshall yardımlarının da etkisini hesaba katmak lazım gerçi aynı yardımlar için biz uçağın kendisini isterken, Japonlar ve Almanlar uçağı üretecek tezgahı istediler orasıda ayrı bir konudur...)

Saygılarımla

Mert ÇEVİK

Sayfa Başına Git

mertcevik
üye



136 Cevap
Gönderilme Tarihi - 06/06/2003 :  08:17:10  Profili Göster  Alıntıyla Brilikte Cevapla
Sevgili Tayyareciler;

Gördüğünüz üzere geçen yazımda şu ana dek söylediğim herşeyi temel alarak bir öneri getirdim.Tüm havacılık tutukunları tek vücut olsun ve Türk havacılığını içindeki çıkmazdan çıkarıp tekrar THK'nın ilk kurulduğu günlerdeki amaçlarına döndürsün dedim...

Şimdi ettiğim bunca laf kalabalığının ardından bu öneriyi ayrı bir tartışma konusu olarak ortaya çıkarma niyetindeyim.Nitekim şu an yazdığım konu başlığı altında yazdıklarımın anlaşılacağı üzere tek amacı sunduğum öneriyi gündeme getirecek ortamı sağlamaktı.

Bundan sonrası için amacım tüm forumun bu konuda tartışmasını sağlamaktır.

Saygılarımla
Mert ÇEVİK

*NOT;Hakan Bey'e düzeltme ve katkılarından dolayı teşekkür ederim...

Sayfa Başına Git

Konu 2 Sayfa Uzunluğunda:
  1  2
 
 Yeni Konu  Konuyu Yanıtla
 Printer Çıkışı Al
Sıçra:

Tayyareci Forum : İKOVAN BİLİŞİM

Go To Top Of Page
Snitz Forums 2000